Friday, October 17, 2008

bu yüzdendir göz kapakları ..



Bugün kampüste yürürken , kaldırım kenarlarındaki toplanmış ve bir yığın halinde duran sararmış yaprak topağına , elimdeki şemsiyeyi golf sopası gibi kullanarak vurmak istedim , bir an gözümüm önünde canlandı yaprakların havalanışı.. Çevremdekiler de kötü kötü bakardı kesin , halbuki bana bir süpürge verseler ben geri süpürürdüm de onları , sabahları okula giderken görüyorum hep , bi amca var , yere düşen sarı yaprakları süpürüyor , bence kesinlikle insanı rahatlatan bir şey .. yani sararmış yaprakları bir köşeye toplamak ..

Bugün kurbağalarla deney yaptık . 'inanmıyoruuum öldürdünüz mü hayvanı?' diye sorarsanız eğer şöyle cevap verebilirim. Öldürmedik ama öldürmekten beter ettik . Yani hayvanları koruma derneğinden birileri bizi görse kesin dava falan açardı . Ama şöyle bir ayrıntı var bizim deneyimizi yapabilmemiz için hayvanın ölmemesi gerekiyor , fizyolojik faaliyetleriyle ilgili bir deneydi. Hayvanın bacak derisini kestik , soyarak bedeninden deriyi çıkardık , kasların arasından siyatik siniri bulduk , kasını da iple bir alete bağladık , yani bacak biraz havadaydı , o sırada yapay uyarı verip kastaki potansiyeli ölçeçekken hayvan gözünü açtı . Ben de tam karşısındaydım , ben zaten başından beri diyodum kesmeyelim diye .. Kurtulmaya falan çalıştı, kıpırdandı , e bacak asılı , eter getirin , eter bitmiş falan filan derken bir de kan da akıyor hayvanın kesilen yerlerinden .. yani ölmekten beter ettik derken bundan bahsediyordum . O yüzden rica edicem bana bir daha biyoloji okuduğumu öğrendiğinizde ' aa kurbağa kesiyo musunuuuuz?' sorusunu sormayın . Zaten bugün pek bi keyifsizim .. insan içine çıkasım yok . Yani zaten okula gittim geldim , her gören pek iyi görünmüyosun dedi. Ben de bunu duydukça kendimi daha kötü hissettim , ama hiç biri farkında değil. Ayrıca içimden gelse de 'sen de sabahın köründe bi çift kurbağa kesip , kanları dışarı akarken bir de eter koklasaydın böyle olurdun ' demedim zira bugün hiç kimseye dert anlatmaya niyetim yok. Ben de direk eve attım kendimi , yorgana gömülüp bir film izledim . Savage ailesi . Psikolojik filmleri seviyorum , demiş miydim?

Ayrıca bugün hayatımda ilk defa bir ödevimi hocanın kapısının altından attım , neden bilmiyorum ama bu bana kendimi iyi hissettirdi , benim de odam olsun istedim ve ben yokken insanlar kapının altından atsınlar .. Ama ben bugün bir şeyi ilk kez yapmanın heyecanıyla sanırım biraz fazla ittirdim , öyle hissediyorum ki kapının altından giren şeffaf ve kaygan dosya odanın içinde çok fazla ilerledi ve herhangi bri şeyin altına girdi. Yani hocanın o dosyayı görmeme ihtimali çok yüksek.

Bu arada Selçuk Altun un 'Yalnızlık gittiğin yoldan gelir' adlı kitabını okuyorum ve hatta yanında da her gün aperatif gibi okuyabileceğim ama çok şey öğrenebileceğim aynı yazarın 'kitap için' adlı kitabı var ki daha önce sanırım bundan bahsetmiştim .. Okuduğum romanın da çocukluğunda Hakkari ye gittiğinden bahsediyor , babası jandarma olduğu için kaldıkları apartmanı ve karşısındaki Sümbül dağı nı anlatıyor .. Dolayısıyla bana çocukluğumu hatırlattı , ordaki günleri .. Bir yaz günü balkonda otururken babama sormuştum , 'baba, burdan ne zaman gidicez?' babam ; 'şu karşıdaki sümbül dağı var ya kızım , işte o gelinliğini bir kez daha giydikten sonra...'

Üzüntü insanın neresine sığınır ? .. diye düşündüm . Nerde daha fazla ağırlık yapar .. Mesela en çok midemizde bir rahatsızlık duyarız herhangi soyut bir acıdan sonra .. ya da kalbimiz.. ama yok ben bugün acının nereye gittiğini , nerde saklandığını anladım .. Gözlerimizde.. Acı göz çukurlarımıza çöker .. bu yüzdendir gözkapakları , acıyı kapatmak için..

No comments:

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...