Skip to main content

günlerden soundtrack

Radyodayım , program bitmek üzere ve ben yine benden sonraki soundtrak programında ki şarkıları gözden geçirirken 'bugünün şarkısı' nı seçtim . =)
SoMeBoDy lıKE yOu - Kestin Urban

Ben hep diyorum - hayatımızın soundtrackleri olmalı - çünkü asıl filmler hayatlarımız .. Benim şimdiye kadar soundtrack olarak seçtiğim şarkılar 3 tane . Birincisi ben ağlarken ya da kötüyken ya da umutsuzken yani o tür iç karartıcı sahnelerde fonda çalabilecek REM .den 'Everybody Hurts' , düğün sahnesinde ( ki senaryoda bir düğün sahnesi var mı emin değilim ) Louis Armstrong 'dan La Vie En Rose , ne çok isterdim Edith Piaf ta gelsin =) ve cenaze sahnesinde Rufus tan ' Hallelujah ' Hatta isterdim ki Rufus alsın piyanosunu gelsin cenazeme .. canlı canlı çalsın benim cansızlığımın tersine . Ben yine de duyarım gibi geliyor =) Billie Holiday dan ' i ll be seeing you ' parçasını da sıkıştırmalı bi yere ama nereye.

Birazdan eve dönüp - battaniyenin içine girip Meg Ryan filmi izlemek istiyorum - kendimin ne kadar kötü bir insan olduğunu düşünerek . En iyisi sen dön İstanbul'dan gelidiğin ülkeye .

18 Ekim de İstanbul da olmak istiyorum . Samuel Beckett in iki oyunu ve Nazım Hikmet in şiirlerinden oluşan bir gösteri var . Çok istiyoruuum gitmeyi . bir kere de şu çekim yasası benim için işlese çok mutlu olucam =)

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…