Skip to main content

günlerden Sontag ..




Bazen bir kitapta , ya da bir filmde geçen bir cümle çoğu şeyin kafanızda anlamlanmasını sağlar ya öyle bir şey oldu ..


Not defterlerim .. evt evt .. o kadar çoklar ki..hangisinin ne için olduğunu karıştırmak üzereyim ..


Biri bitmiş durumda zaten alıntılar için kullanılıyordu , filmlerden ve kitaplardan.. ikincisine geçtim . Bir tanesi radyo da konuşabileceğim şeyler hakkında , biri küçük ajanda , günlük gibi , ama bir gün için sadece bir cümleye yetecek kadar yer var , bir defter yolculuklar için .. ve büyük defterler de var tabiki , sadece evde kullanabildiğim ..


Neden mi tutuyorum bunca defteri? ben de bir süredir bu soruya cevap vermeye çalışıyordum aslında , ama benim derdimi çok daha iyi anlatan bir cümleyle karşılaştım .. Şöyle ki



" Dünyayı anlamaya çalışmak abesle iştigaldir , onun yerine dünyayı biriktirmek gerekir "


Susan Sontag- Fotoğraf Üzerine ..
Bir de Selçuk Altun var o da biriktirdiklerini kitaplaştırmış - adı Kitap İçin.. ama okumadım eminim , çok iyi !
Ya sizin biriktirdikleriniz? yoksa hepsini tükettiniz mi..? halbuki zamanın geçtiğine en büyük kanıt o biriktirdiklerimiz değil mi?

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…