Skip to main content

günlerden Macbeth ...



Eğer kendimi çok daha iyi hissediyor olsaydım , eğer bu ülke bana daha iyisini hissettiriyor olsaydı , gazete okumaktan bu derece yorulmuş olmasaydım , ve ben de çoğu insan gibi korkmaya başlamasaydım , zamanımıza ve ülkemize en uygun yazının Shakespeare tarafından yazılmış olduğunu düşünmezdim , ve bu derece etkilemezdi belki de .. ama üzgünüm .. sizin gibi..

"Zavallı memleket kendini tanımaktan korkar oldu neredeyse... Yüzü gülmez oldu kimsenin olan biteni bilmeyenden başka . Ahı gökleri tuttu milletin duyan yok . En büyük acılar gündelik kaygılara döndü . Ölüm haberleri geldiği zaman kimin için olduğu sorulmuyor bile . Doğru insanların ömrü çabuk tükeniyor , şapkalarına taktıkları çiçeklerden daha çabuk . Fazla konuşmaya dilim varmıyor ama öyle kötü günler yaşıyoruz ki şimdi ; neden korktuğumuzu bilmeden kuşkular içindeyiz . Azmış kudurmuş bir denizin ortasında sağa sola boşuna yalpa vurup , olduğumuz yerde sayıyor gibiyiz. İşler sarpa sardı mı ya olacağına varır ya da eski durumuna döner her şey..."



W.Shakespeare


MACBETH

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…