Skip to main content

Nabokov 'u bilmeyen profesör =(

Ağrımın 3. gününün gecesi , yani bu şu demek ağrım geçmek üzere ve ardından gelecek enerji patlamasıyla yine odamdan başlamak üzere tüm evi temizlicem =)

Yeni öğretim döneminin ilk haftasındayız , ve ders programımı nerdeyse 5 kere değiştirdim ve her seferinde danışmanıma onaylattım , nedense.. o yüzden daha dönem başlamadan benden nefret etmeye başladı garanti.

Geçenlerde şu ingiliz kilisesinin darwinden özürü hikayesini paylaşmak için Evrim dersini veren hocamın yanına gittim . Ama odasında başka biri vardı , beklemem gerektiğini söyledi . Ben de beklerken odadaki duvarlara baktım . İlginç bir sürü şeyin yanında tabiki ilgimi kelebek koleksiyonu çekti.. "Hocam bu kelebekleri siz mi yaklıyorsunuz ?"
"evet :)"
" nasıl kanatlarına hiç zarar vermedem yakalayabiliyorsunuz?"
" meslek sırrı"
..peki öyle olsun derken aklıma ünlü Lolita nın yazarı Vladimir Nabokov un da kelebek koleksiyoncusu olduğu geldi . ve hocamlar aralarında ortak bir nokta bulduğumdan kendisine Nabokov u hatırlattım . Ama hocam öyle birini tanımadığını söyledi , en ünlü kitabının Lolita olduğunu söyleyerek hatırlatmaya çalışırken öyle şeylerle işi olmayacağını ekledi . ve ben de büyük bir hayal kırıklığı yarattı . Hocam profesördü. Ne düşünmem gerektiğini bilemedim ..

"sometimes the smartest people have the most to learn "

tam olarak az önce anlattığım konuyla ilgili olan bu cümle aslında "smart people" isimli filmin afişinden .. bugün seyrettim , ve beğendim ..

bu arada etoloji isimli dersim için bir hayvan bulup onu gözlemlemem lazım , cennet papağanı almayı düşündüm ama şimdi ona ayıracak param yok o yüzden ben de Erhan ın kedisi İffet i gözlemlicem =) tabi henüz bunu Erhan a söylemedim ..


günün ve hatta bu günlerin şarkısııı ...

Scotty Emerick 'ten i CaNt TaKe YoU AnYWhErE


Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…