Skip to main content

izleyin , izlettirin :))

Bu filme niye bu kadar taktım bilmiyorum ama kaç kere izledim kim bilir. Filminin olduğunu öğrenmeden önce kitabını da okumuştum (Nick Hornby) . ve kitaptan sonra "bunu bütün erkeklerin okuması lazım " diyordum hep, tavsiye falan da ettim. Ama tabi çevremde pek kitap okuru erkek olmayınca tavsiyem dikkate alınmadı . Ben de filmini tavsiye etmeye başladım şimdi.
Deniz , niye sevdin bu filmi bu kadar , nedir yani filmin olayı ? derseniz eğer..
Hımmm .. öncelikle başrol oyuncusu çok başarılı bence , ve filmde devamlı kameraya dönüp benimle yani aslında kendiyle konuşması sanki bende filme dahilmişim gibi hissettirdi. Filmde devamlı bişeylerin Top 5 listesi yapılıyor , ve filmden sonra bu alışkanlık bana da geçti , herşeyin top 5 ini yapmaya başladım bu bir açıdan önemlilik listeniz oluşturmanıza yardımcı oluyor. ve evet filmin vurucu cümlesi sonlarına doğru John Cusack ın cafe de otururken , yine kameraya bi takım düşüncelerini açıklarken 'fantezi 'lerle ilgili olandı . Kesinlikle! tabiki söylemicem burda .
Son olarak da film de çok fazla 80 'lerin albüm - şarkıcı isimleri geçiyor .. Her izlediğimde diyorum ki bunları bi not alsam aslında ben iyi olur :)

ve filmi nihai sonuca çıkıyor , yani çıkması gerekene , yani normal hayatta olması gerekene ;)

"a comedy about fear of commitment ,
hating your job , falling in love and
other pop favorites."

Comments

humanobserver said…
A nice movie indeed !

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…