Skip to main content

günlerden noodle ..


Dün ablam burdaydı , ve değişiklik olsun diye noodle yemeye gittik , yani bizim bildiğimiz eriştenin Çin usulü hazırlanmışı . Kendisi yukarda görüldüğü üzere bariz solucana benziyor , ama ben solucandan iğrenmem , ama kokusu da pek hoş değildi , ve hatta tadı da . Fotoğrafta sırıttığıma bakmayın sonunda yiyemedik ikimizde =) yani tabiki kültürel farklılıklara açık bir insanım ama sanırım damak zevkim bu farklılığı kabullenmekte zorluk çekiyor ..
Dün kitapçı dolaştık ablamla bol bol . ve tabiki yine adımlar kitabevine uğradık .. (bizim sokaktaki 4 katlı kitapçı -kitaplarımı her daim aldığım yer ) konu nerden geldi bilmiyorum ama ellerinde kayıtlar olduğunu bildiğim için o güna kadar aldığım kitap sayısını öğrenmek istedim .. ve elime şöyle bilgiler geçti..
Adımlardan kitap aldığım ilk tarih : 26 Nisan 2006
İlk aldığım kitap : Veronika ölmek istiyor
Toplam alınan kitap sayısı : 94
Toplam harcanan para .. 1.250 TL =)
Ben de bu sayıları duyunca kendimi takdir ettim :) ve yarın ilk iş evdeki kitapları düzenlemek , eski listeye yeni kitapları eklemek .. Kitapları düzenlerken hep aklıma Amos Oz un Aşk ve Karanlık tan bir bölüm geliyor ... Eğlenceli bir kitap , tabiki eğlenceden çok daha fazlası var içinde , ama ağır konuları bir çocuğun gözünden anlattığı için acılar daha hafif geliyor belkide..
Şu ara Gülderen'in tavsiyesi üzerine "Bin Muhteşem Güneş"i okuyorum , daha kitap beni içine alamadı bakalım , devam ediyoruz. Gün ise kitap okumak için birebir , soğuk ..

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…