Skip to main content

Posts

Showing posts from September, 2008

günlerden bayram ...

Bugün bayram , ama ben gitmedim hiç bir yere , gidemedim desek daha doğru olur . Yalnız bir bayram geçiriyorum . Aslında bayramlara karşı özel bi ilgim yoktur , yani herkesin bayramını kutlamak için falan uğraşmam , ama yalnız kalınca nedense biraz üzüldüm .. Evdekilerin bayramlarını falan kutladım .. babaannemle konuştum .. ve babaannem zor duyar , o yüzden verilmesi gerek cevapları ezberlemiş babaannem.. şöyle ki ,
ben - merhaba babannecim
babaanne- iyiyim kızım sen nasılsın
ben - iyiyim babannecim , sen nasılsın?
babaanne - senin de bayramın kutlu olsun , hadi bak babanı veriyorum
:S

güzel güzel giyindim , dışarı çıktım .. elimden gelidğince çok dükkana girdim , çünkü 'iyi bayramlar' demek istedim ve bana da 'iyi bayramlar 'densin .. sonra çiçekçiden saksı çiçeği aldım penceremin önüne koymak için ..
Yarın yurt dışından bir arkadaşım geliyor , kendisiyle ilgilenmem gerek .. ama bu konu hakkın da daha fazla konuşmak istemiyorum , çünkü ileriki günlerde zaten yazarım ..
Peki…

günlerden noodle ..

Dün ablam burdaydı , ve değişiklik olsun diye noodle yemeye gittik , yani bizim bildiğimiz eriştenin Çin usulü hazırlanmışı . Kendisi yukarda görüldüğü üzere bariz solucana benziyor , ama ben solucandan iğrenmem , ama kokusu da pek hoş değildi , ve hatta tadı da . Fotoğrafta sırıttığıma bakmayın sonunda yiyemedik ikimizde =) yani tabiki kültürel farklılıklara açık bir insanım ama sanırım damak zevkim bu farklılığı kabullenmekte zorluk çekiyor .. Dün kitapçı dolaştık ablamla bol bol . ve tabiki yine adımlar kitabevine uğradık .. (bizim sokaktaki 4 katlı kitapçı -kitaplarımı her daim aldığım yer ) konu nerden geldi bilmiyorum ama ellerinde kayıtlar olduğunu bildiğim için o güna kadar aldığım kitap sayısını öğrenmek istedim .. ve elime şöyle bilgiler geçti.. Adımlardan kitap aldığım ilk tarih : 26 Nisan 2006 İlk aldığım kitap : Veronika ölmek istiyor Toplam alınan kitap sayısı : 94 Toplam harcanan para .. 1.250 TL =) Ben de bu sayıları duyunca kendimi takdir ettim :) ve yarın ilk iş evdeki ki…

Günlerden Meg Ryan ..

Bir Meg Ryan filmi çoğu zaman her kadını içten etkiler , ve erkekleri de aslında tabi izin verirlerse .. Çünkü onlar gözyaşlarını saklamak için ' bayıltıcı derecede sıkıcı ' sözlerini kullanırlar . Tamam gözyaşı abartı oldu belki ama , şu erkekler ağlamaz kanununu birileri yürürlükten kaldırsaydı eminim buraları sel alırdı . Hepiniz haklısınız .
İlerde bir kitapçım olsun istiyorumyani bir kitapçı dükkanım.. Bütün günümü orda geçiriyim , insanlara yazarlardan , kitaplardan bahsediyim gerekirse tavsiye ediyim . Ve ben de her gün yeni kitaplar , insanlar , yazarlar keşfediyim . Kitap okumanın beni ne kadar mutlu ettiğini insanlara anlatamıyorum , keşke kelimeler yetse . Diyorum ki mesela bir arkadaşıma "şu an seninle konuşmaktan , burda oturmaktan , yolda yürümekten , müzik dinlemekten ... kısacası hayattan öncesine göre on kat zevk almamın sebebi sadece kitaplar ." ama yok yine de anlatamıyorum bir günümü hiç şikayet etmeden kitapçıda dolaşabileceğimi .. Ben yaşlılığım…

keşke...

Bana öyle bakma , çocukluğumu hatırlıyorum..Bütün gün bahçede oyun oynadığım , sonra akşam yorgun düşerek annemin dizinde uyuya kaldığım günleri...Hastalandığımda babamın elinden tutup hasteneye gitmelerimizi , ne kadar korksam bile o elin beni herşeyden koruyacağını anladığım günleri...Dizlerimden yaraların geçmediği çocukluğumu hatırlıyorum , bana öyle bakma...
Dışına taşırmadan boyamaya çalıştığım kitapları , her zaman diğer renklerin yanında en çabuk biten pembe renkli pastel boyamı , en çok sevdiğim mavi etekli dondurma resimli elbisemi ...Annem işe gittiğinde odasına dalıp karıştırdığım makyaj malzemelerini, topuklu ayakkabılarını , üstünde zıp zıp zıpladığım iki kişilik yatağını...
Babamın aldığı 10 toplu dondurmayı hatırlıyorum unutmak mümkün mü:)
sadece hatırlamakda değil ki özlüyorum aslında ..
çocuk olsaydık tekrar sen benim sadece saçımı çekseydin canımı acıtmak için..bende ağlasaydım gözümden akmayan yaşlarla ..

biyo-loji

Evet , belki biraz geç kalmış olabilirim okula adapte olmakta , ama kime göre? Yani benim zaten hiç bir acelem yoktu . Okulda 5. senem ve ilk defa istekle gidiyorum derslere. Demek ki oluyormuş? şeklinde bakışlar olurdu karşımda kesin biri olsaydı . ama değil işte .. bu hissettiklerimi ne geçen sene hissederdim ne de ondan önce.. belki 5. senem olduğu için daha değerli artık ya da 'biyoloji'yi çok daha iyi anlayabildiğim , ısınabildiğim için .. Zor bir bölüm bizimkisi , çook emek vereceksin ve hiç bir zaman tam olarak karşılığını alamayacaksın bundan emin olabilirsin .. Belki bütün günün laboratuvarda geçecek , ya da bir kurbağa bütün gününü mahvedecek .. sonra akşam olup arkadaşlarınla kafa dinlemek için bir kafe de otururken içinden biri bölümünü soracak , sen biyoloji diyeceksin , ve o dudak büküp "o bölümde pek iş yok değil mi?" ya da şu da olabilir " ayy ben biyolojiyi hiç sevmeeem , lisede de hiç yapamazdım zateeen " bazen gözlerini aça aça cevap vere…

Renkli düğmeler , kokulu sabunlar ..

İlginç bir şekilde sabahları erken kalkmaya başladım akşam geç yatmama ve hatta gün içinde yorulmama rağmen . Tabi burda erkenden kastım 9 falan . yani öyle Moğolistanlı akupunktur doktorumun söylediği gibi sabahın 5 'i falan değil . Neymiş efendim sabah o saatte uyanıp , penceremizi açmalıymışız ki , o saatlerde dışarda bulunan enerjiyi hem odamıza hem kendimize çekmeliymişiz. Her nekadar dalga geçermiş gibi söylemiş olsam da yok efendim , ben gayette inanıyorum buna . Ama işte kalkamıyorum o saatte. Şimdilik 9 yeterli bir saat .

Sabah sabah ne olsa beğenirsiniz , üyesi olduğum başka bir site de( ki bundan sonra yeni bir siteye daha üye olmak yok - hepsi saçma insanlarla dolu ) çok alakasız ,yine ve yine hiç tanımadığım birisi, yine bana bişeyler yazmış , ben böyle saçmalıklar yazarsam hep toplum içine karışamazmışım falan . Bi ton saçmalık! Hayır ben zaten artık hakaret kısmından falan geçtim de bunların gitgide sayıları artıyor? bu insanlar hayattan ne istiyorlar ben çok merak …

:S

Bugün cumartesi , haftanın en güzel günü , 10 da uyandım , how i met your mother izleyerek kahvaltı ettim , şimdi bir film seyredip sonra ders falan filan .. sonuçta evden çıkmama hiç gerek olmayan bi gün ve ayrıca evde kimse yok ben den başka =) evde kimse olmadığından sabah sabah biraz korktum gerçi , bir garip seslerle uyandım ve çok yakındı ses yani . anlayamadım başta nerden geldiğini , sonra penceremin önündeki güvercinlerin gurultuları olduğunu farkettim =) bu da bir nevi kuş sesleriyle uyanmaktır tabi .

Ruhas tası ..

Ruh hastası olduğumu iddia edenler var ? cevabım evet olabilir , en az onlar kadar . zira bu dünyada yaşayabilmek için , olan saçma şeylere göz yumup yoluna devam etmek için ruh hastası olmak gerekiyor . Ama tabi o arkadaşın bunları düşünerek ruh hastası demediğine eminim .

Karma varmıdır acaba ? gerçekten ? olsun istiyorum , lütfen =)

Nabokov 'u bilmeyen profesör =(

Ağrımın 3. gününün gecesi , yani bu şu demek ağrım geçmek üzere ve ardından gelecek enerji patlamasıyla yine odamdan başlamak üzere tüm evi temizlicem =)

Yeni öğretim döneminin ilk haftasındayız , ve ders programımı nerdeyse 5 kere değiştirdim ve her seferinde danışmanıma onaylattım , nedense.. o yüzden daha dönem başlamadan benden nefret etmeye başladı garanti.

Geçenlerde şu ingiliz kilisesinin darwinden özürü hikayesini paylaşmak için Evrim dersini veren hocamın yanına gittim . Ama odasında başka biri vardı , beklemem gerektiğini söyledi . Ben de beklerken odadaki duvarlara baktım . İlginç bir sürü şeyin yanında tabiki ilgimi kelebek koleksiyonu çekti.. "Hocam bu kelebekleri siz mi yaklıyorsunuz ?"
"evet :)"
" nasıl kanatlarına hiç zarar vermedem yakalayabiliyorsunuz?"
" meslek sırrı"
..peki öyle olsun derken aklıma ünlü Lolita nın yazarı Vladimir Nabokov un da kelebek koleksiyoncusu olduğu geldi . ve hocamlar aralarında ortak bir nokta bulduğumdan …

sErZeNişTe =)

günün şarkısııı Vega 'dan

ama ben
ben sahiden
ben her neysem işte
ağladım ,boyam aktı her gün sana yenilişte
biraz sev sakinleştir
sevdiğinim ben işte
boşver sev sakinleşir
sevgilin serzenişte
serzenişteeee..

yeni dönemin ilk günü .. herkese bol şans , başarı her neyse , her ne isterse ..
ayrıca bugün tarihe geçmesi gereken bir olay var ki o da İngiliz Kilisesi nin Darwin den özür dilemesi .. Neden mi? Evrim Teorisini yanlış anladıkları ve insanları yanlış yönlendirdikleri için ..
=)

günlerden huzursuzluk ..

---filmi çekilesi kısa bir ayrılık hikayesi---

Kadın .. her zaman huzur bulduğunu düşündüğü yerden ilk defa hemen ayrılmak istiyordu .. çünkü artık ne ev , ne de o huzur veriyordu ..
Bütün gece kadın onun yatağında yattı , aklındaki düşüncelerden sıyrılmak için kitap okumaya çalıştı ..
Bütün gece erkek salonda yattı .. kadın buna bi anlam veremedi..

Sabah oldu .. kadın eşyalarını sessizce topladı .. onun uyanmasını istemiyordu .. Yatak odasındaki Orhan Pamuk 'un masumiyet müzesi adlı kitabının arasına hap kutusunu koydu , sanki orada kalınmış izlenimi veren sayfa da başlık olarak" Mutluluk insanın sevdiği kişiye yakın olmasıdır , yalnızca.." yazıyordu .. Bu kadının bıraktığı bir işaretti ama onun anlamayacağından emindi..

Sessizce evden çıkıp giderken , son kez arkasını dönüp baktı .. belki de gerçekten son kez..

shutter

İnsanlar ikiye ayrılır , korku filmlerini sevenler ve sevmeyenler .. yok canım daha neler . yani bilmiyorum insanlar ikiye ayrılır mı ama bu yüzden ayrılmazlar .. ama şunu farkettim , korku filmlerini yanlış gözle izliyoruz , hatta belkide bu yüzden korkuyoruz , ve ben bile düne kadar yanlış değerlendirmişim hep bu tür filmleri .. Bütün korku filmlerinin ortak özelliği nedir , mutlaka kötü bir taraf ve iyi bir taraf vardır ( filmin başında ) . Kötü taraf kovalar , iyi taraf kaçar . Kadrajı biraz daha daraltırsak yine tüm korku filmlerin ortak noktalarından biride 'kötü ' tarafın aslında kötülük yapmaya başlamadan önce incitildiğidir.. Yani hani biz de deriz , yetişkin hallerinde iyi insan olmayanların çocukluklarına baktığımızda hep kötü aile , arkadaşlar veya anılar görürüz.. Yani şunu farkederiz filmin sonuna doğru en başta kötü kabul ettiğimiz taraf aslında filmin daha öncesinde iyi tarafın yada iyi gözüken tarafın yanlış bir hareketine maruz kalmıştır ..Dediğim gibi inci…

Sabah sabah Edith Piaf ..:)

Küçük şeylerdenmutlu olmak böyle bir şey herhalde . Ama bu bi gereklilik şeklinde olmamalı mesela bana olan şuydu .
Sabah radyo programına gelmeden her zaman ki gibi önce çikolatalı kek almaya gittim , ve pastaneden içeri girer girmez Edith Piaf ın sesini duydum , bi an sırıttım :) ben de anlamadım neden bu kadar mutlu olduğumu .. ama sabah sabah Edith in sesini duymak güzeldi , ve sevdiğim pastanede sevdiğim şarkının çalıyor olması beni mutlu etmeye yetti ..

Günün şarkısı Heal The Pain - George Michael ve Paul McCartney 'den ..
şarkının sözleri güzel ama inanmak gelmiyor içimden zira hep aynı hikaye ..

hep aynı hikaye ..

edit: tekrar düşündümde Sugababesin "overload " şarkısı bugüne çok daha uygun !

*Train comes i dont know its destination its a one-way ticket to mad-man's situation !

izleyin , izlettirin :))

Bu filme niye bu kadar taktım bilmiyorum ama kaç kere izledim kim bilir. Filminin olduğunu öğrenmeden önce kitabını da okumuştum (Nick Hornby) . ve kitaptan sonra "bunu bütün erkeklerin okuması lazım " diyordum hep, tavsiye falan da ettim. Ama tabi çevremde pek kitap okuru erkek olmayınca tavsiyem dikkate alınmadı . Ben de filmini tavsiye etmeye başladım şimdi.
Deniz , niye sevdin bu filmi bu kadar , nedir yani filmin olayı ? derseniz eğer..
Hımmm .. öncelikle başrol oyuncusu çok başarılı bence , ve filmde devamlı kameraya dönüp benimle yani aslında kendiyle konuşması sanki bende filme dahilmişim gibi hissettirdi. Filmde devamlı bişeylerin Top 5 listesi yapılıyor , ve filmden sonra bu alışkanlık bana da geçti , herşeyin top 5 ini yapmaya başladım bu bir açıdan önemlilik listeniz oluşturmanıza yardımcı oluyor. ve evet filmin vurucu cümlesi sonlarına doğru John Cusack ın cafe de otururken , yine kameraya bi takım düşüncelerini açıklarken 'fantezi 'lerle ilgili olandı . …

günlerden earth angel ... ?

Uzun zamandır böyle dinlenme imkanı bulamamıştım ben de bi sinema keyfi yaptım kendime , ama daha bitmedi tabi . Bir kaç film daha izlemek lazım .. İlk film Merhaba dünyalı isimli 2007 yapımı bir komediydi dicem , olmayacak çünkü nerdeyse ağlıyordum bir bölümünde ama aslında bu durum filmle ilgili değil , benim içinde olduğum dönemle ilgili . Yani filmde köpek öldü sadece ve ben gözyaşlarımı zor tuttum ama nedense hayvanların ölümü beni insanlarınkinden daha çok etkiler yani filmde başroldeki adam ölseydi o kadar üzülmezdim dicem o da yalan olucak çünkü başrolde John cusack vardı , ben sevmeye başladım bu adamı High Fidelity filminden sonra . ve kendisi bana bir arkadaşımı anımsatıyor ama bunun konumuzla bi ilgisi yok .
Ama film güzeldi , evlat edinmeyle alakalıydı , ve ben de bu konuyla ilgileniyorum aslında , yani merak ediyorum , ben yapabilir miydim acaba ? filmdeki de güzel bir örnekti.

İçimden devamlı ruhidiiiiir benim adııım , hiç çıkamaam eviiimden şarkısını söylemek ve hiç evd…