Skip to main content

ben yapamıyorum siz nasıl yapıyorsunuz?

her daim mutlu gözüken insanlara bayılıyorum , özeniyorum ve hatta kıskanıyorum .. ama sanmıyorum onlarda her zaman mutlu olsunlar , yok öyle bişey .. sadece öyle gözüküyorlar bu bir dayanıklılık belirtisi midir ? yoksa güvensizliğin bir ürünü mü?
bilemiyorum , tek bildiğim benim asla öyle olamayacağım .

3 günlük baş ağrım bitti , dün gece artık acısını çıkarta çıkarta çekti gitti.. böyle zamanlarda ömrümden ömür gidiyor diyorum soranlara , bilmem ki ne anlıyorlar söylediğimden .. ben diyorum ki ömrümden ömür gidiyor?? "hımm .." şeklinde bir cevabı haketmiyor çektiğim acı ..

aslında içimden çok şey yazmak geldi ama şu an farkettimde hepsi birilerini şikayet etmek üzerine kurulu .. o yüzden vazgeçtim .

ama güzel bişeyden bahsetmem gerekirse eğer , dün çocuklar için maske yaptık , pazarda ziyarete gidicez , fotoğraflarını çekicem . e tabi bide öpücem onları .
:)

Comments

eni said…
itiraf ediyorum bende hep kıskanmışımdır (iyi anlamda9 bu insanları.hele bir kız arkadaşım vardı hep gamsızmış gibi davranıyordu.ona bakarak 1 şeyler öğrenmeye çalışmıştım ama:)

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…