Skip to main content

günlerden günlük..

Bu blog gitgide günlük halinimi almaya başlıyor yoksa ben mi yanlış anlıyorum ? ikinci soru eğer dediğim gibi oluyorsa bu durumdan şikayetçi olan var mı?
böyle olmasının tek nedeni evimde internetin olmayışı .

dün eroin güncesi adlı ( evet biliyorum mutlaka sende okudun) kitabı okudum . hep de dışarda olduğum için devamlı elimde gezindi ama bitti tabi .. keşke bitmeseydi keşke öyle bi kitap hiç olmasaydı , ya da yazılmasına gerek kalmasaydı ...
ve kitabı her gören aaaa ben de okudum onuu dedi . en az 5 kişi . ve bu çok can sıkıcıydı . çünkü elimdeki kitap çok daha farklı bir tür olsaydı anlardım hatta takdir ederdim , hadi ya ne düşünüyorsun peki kitap hakkında falan bile derdim . ama bu kitap söz konusu olunca bu soruların hepsi anlamsızlaştı .. sorabileceğim tek soru kaldı . sen de benim kadar üzüldüldün mü??


üzülmek ne işe yarar?

üzülmek yani , kendini yerden yere atmak , her an ağlamaya hazır sulu gözlerle ortada dolaşmak , melankolik olmak , kendini slow müziklere vermek , düşünmek , düşündükçe düşünmek , sonu olmayan şeyleri düşünmek .. çook zaman geçirdim böyle . salya sümük olup yorgan altından çıkmadığım zamanlarda geldi , bir haftayı xanax içerek ve sadece uyuyarak geçirdiğim günlerde . ve o bitkin şekilde günler berbat öyle geçerken kimse gelip bana 'aaa evet sen çok acı çekmişsin al sana bu madalya ! ' demedi. Kimse bana kaybettiğim zamanlara karşılık zaman da hediye etmedi . Bana kalan tek şey ıslak mendillerim oldu . ki memlekette küresel ısınmanında olduğunu düşünürsek hiç gerek yok böyle boş yere kağıtları ziyan etmeye falan ..

O yüzdendir ki hiiç gerek yok öyle modlara girmeye , ve çıkmak girmekten daha zor olduğuna göre evet evet , ben büyümüşüm ya :)

radyodayım , bugün için bir parça.. Nil 'den ...BU MU DUR?

..MoDeRn zAmAnLaRdA AşK YoRuLmUşMuDuR? :)

hayatım bir filmse eğer soundtrack Nil'den olsuun ..

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…