Skip to main content

günlerden en sevmediğim gün

sev-mi-yo-rum pazarları!

çünkü hep kötü şeyler pazar günleri oluyor .. :( yani benim hayatımda öyle .. o yüzden ben bir pazar gününde ölücem bence ..
ha ölmeden söylemem gerek .. cenaze şarkım Rufus tan Hallelujah olsun .. lütfen çalın .. dalga geçmiyorum tabiki . gayet ciddiyim ..

Aslında ben bi de yakılmak istiyorum , öyle toprağın altı falan beni korkutuyor .. ve yakılmak daha mantıklı zaten .. temiz ölüm .. evet yakılmakla - hallelujah şarkısı biraz çelişki yaratmış olabilir ama bütün hayatımızın aslında çelişkiler içinde geçtiğini düşünürsek bu pek de sorun yaratmaz..

özlemek sonu gelmeyen bi duygu mu ? bana mı öyle geliyor? en iyisi hiç başlamamak özlemeye ..



Yıldız Tozunda Billie Holiday vardı bugün .." bilenler bilir o güzelim aşk şarkılarını ancak aşkı için ölebilen kadınlar söyleyebilir.. " dedim programda .. doğruluğundan şüpheliyim .. daha doğrusu şüphelendiğim şey aşk için ölebilmek ?

günlerden pazar bugün .. size iyi pazarlar!

Comments

polielapia said…
yaratıcı öğelerle dolu, özgün ve takip edilesi bir blog :)
teşekkur ederim Bilge cim :)

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…