Skip to main content

köklerim ... ?


Köklerim .. beni arayışa geçiren canı sarımsaklı biber kızartması isteyipte yaşadığı şehri özlediğini anlayarak gözleri yaşaran ev arkadaşım . Ben şimdiye kadar 'yaşadığım yere' hiç bu anlamda bi hasret duymadığım için belki de garip geldi bu bana . ve sonrasında arkadaşımın bana 'benim geldiğim yerin geleneklerini yansıtmadığımı ' söyledi.. yani tam olarak cümle bu olmasada aynı kapıya çıkan başka bir cümleydi söylediği. Ve bu da ben de bir iç sorgulamaya neden oldu.
Ben de dikiz aynamdan geçmişime baktım , geçmiş 24 seneye.. geçilen yollara , yaşanılan şehirlere , tanışılan insanlara .. şehirlerin , yolların , ve insanların ben de bıraktığı izlere..
Akşehir'de doğdum , 1 yaşında ordan ayrıldığımız için oraya dair hiç birşey hatırlamıyorum .
İlk adımlarımı attığım şehir Rize'ydi. Ama o da hayal meyal aklımda .. hatırlayabildiğim en net hatıra , yeşil bir ovada yuvarlanışımdı. Her taraf yeşil . ve evimizi hatırlıyorum bir de .
Rize 'den sonra Kastamonu 'daydık . İlk 3 sınıfımı orda okudum , ilk arkadaşlarımı orda edindim . Şehrin ortasından kocaman bir dere geçiyordu. Şehri çok iyi hatırlıyorum , şimdi gitsem yine bulabilirim aradığım yeri.
Kastamonu'dan Hakkari'ye geçtik büyük korkularla . Yüreğimizde büyüttüğümüz. Aslında ben çocuk aklımla çok da korkmuyordum o şehirden , ama büyük insanların büyük tepkileri beni de korkutttu biz Hakkari'ye doğru yola çıkarken .. 2 sene yaşadık orda . Ordan döndükten sonra en dibime gömmüşüm ordaki çocukluk anılarımı , öyle bir gömmüşüm ki yakın arkadaşlarım bile bilmiyormuş benim hangi şehirden Muğla'ya geldiğimi.
ve Muğla. Küçük ama pahalı , güzel ama kasvetli , renkli ama hiç değişmeyen şehir. Muğla ve Marmaris benim en uzun yaşadığım yer . Arkadaşlıklar , okulum , insanlar .. ve yollar Marmaris'te oturup Muğla'da okumak . Hava açılmadan yola çıkıp hava karardığında Marmaris'te olmak ve bu yüzden aslında Marmaris'ta yaşadığına inanmamak ..
Şİmdi Eskişehir'deyim . Şehir adına inat ben geldiğimden beri yenileniyor. Tramvay kuruluyor , heykeller dikiliyor.. Hayatımda yaşadığım en sosyal şehir. ve belki de ben de aynı zamanda üniversitede olduğum için bu sosyalliği çok yoğun hissediyorum .
Peki nerde benim köklerim ..? hangisinde.. birini seçemiyorum . Ama bu demek değil ki benim köklerim yok ! Ben eğer Akşehir'de Nasreddin Hoca'nın eşeğine ters bindiği gibi bisikletime ters bindiysem ... etrafımdaki insanlar Karadeniz'e gezi düzenleyip oraları görmek istediklerini söylediklerinde benim içim rahatsa ve hatırlıyorsam o oraya has yeşilliği ... Kastamonu'da Nasrullah Camii 'den su içtiysem ve o sudan içince başıma gelecekleri hatırlıyorsam hala ...Hakkari'de okuduğum okula giderken servisle geçtiğimiz yollara mayın döşendiğini öğreniyorsam batıda ve bu bana herşeyi hatırlatıyorsa oraya dair ve gözümden yaş getiriyorsa.. ve aslında Muğla'da Gökova nın Marmaris te Çubucak kampının kokusuysa benim için yeryüzündeki en güzel ve en rahatlatıcı koku .. ailem Çanakkale'de ise şu an ve ben şehitlikleri her ziyaret edişimde kendimden bir şeyleri orda bırakıp dönüyorsam , her ne kadar uzun bi süre yaşamasamda seviyorsam İstanbul'u , Beyoğlu'nu ... her yerden , her şeyden , geçtiğim her yoldan bi iz vardır bende.. ve bunlar aslında köklerimdir benim sadece bir farkı vardır diğerlerinden..
Baobab ağacını bilir misiniz? ya diğer ağaçlardan farkını ? Efsaneye göre Tanrı çok kibirli olan Baobab ağaçlarını ters yaratmıştır yer yüzünde onlara ceza olsun diye . ve işte bu yüzden Baobab ağaçlarının kökleri gökyüzüne uzanır , toprağın derinliklerine değil ..
Köklerim Baobab ağacının dallarına (köklerine ) benzer .. daha çok yolu var bulutlara ulaşmak için ..
not: fotoğraf- Okan Bayülgen / Madagaskar- Baobob Yolu .

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…