Skip to main content

gitmek istiyorum Taj Mahal'e..

gitmek istiyorum ...
üstümdeki tek ağırlık sırtımda ki sırt çantam , boynumda asılı fotoğraf makinem olsun .
ayağımda rahat bi ayakkabı .
kulağımda kulaklık , içinde binbir şarkı .
yürümek istiyorum , uzaklara , yürüyerek gitmek ..
aptal ve sıkıcı düşüncelerimi yanından geçtiğim her çöplükte biraz biraz bırakarak ..
beni acıtan ama elimden birşey gelmeyen duygularımı her adımda unutarak..
uzaklara gitmek istiyorum , eskiyi unutmak yeniyle tanışmak için ..
yeni insanlar görüp , yeni kültürler tanıyıp onları anlamaya çalışmak için ..

..
ve sonunda Hindistan 'a varırım ..
O efsanevi Taj Mahal 'in tam karşısında durup biraz seyrederim ..
kulaklıkta Nitin Sawhney 'den 'songbird' çalar..
fotoğraf makinemi çantasından çıkarıp , TAJ MAHAL 'e doğrulturum , o efsanevi yapıyı kendi kadrajıma alıp deklanşöre basarım ki o zaman o ses her zamankinden daha çok zevk verir bana eminim ..
..
ve yoluma devam ederim
yürür giderim yeni Taj Mahal'ler görmeye..
--
işte bu yüzden sadece gitmek istiyorum . kaldıkça bataklıktaymışım gibi batıyorum olduğum yere ve bağlanıyorum .
bunu aşmak için gitmek istiyorum Taj Mahal'e..
Taj Mahal'lere..

Comments

os said…
gidemiyorsan kendi taj mahal'ini bul kendi içinde.

nefes aldırır.

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…