Skip to main content

bi nevi kullanma kılavuzu !

Hepimizin vardır . mutlaka sizinde.. sevmediğiniz şeyler vardır . hoşlanmadığınız bazen tahammül dahi edemediğiniz , çoğu zaman kalp kırmaya kadar giden şeyler .. durumlar. izninizle benimde var onlardan bi kaç tane , nasıl denir hani tilt olmak , böyle söyleniyorda ilk defa yazamaya çalıştığım için bu kelimeyi doğruluğundan emin değilim .
En sevmediğim ve en çok karşılaştığım durum bana ne yapacağımın söylenilmesidir. İŞte bu beni sinirlendiren şeylerin başında gelir. İlkokulda olmadığım , 3-6 yaş arasında bulunmadığım , gayet sağlıklı olduğum , mantıklı düşünebiliyor olduğum ....için buna hiç gerek yok . Tabi bu konuda 3 kişinin ayrıcalığı var sadece.
ve aslında bu yazıda bahsetmek istediğim daha küçük şeyler .. yani konu şu değil 'ha evet yalan söyleyenleri sevmem , dürüst olmayanları , kaba olanları' falan filan bunlar değil , bunları kimse sevmez zaten . Ben burda daha küçük şeylerden , yada belkide sizin için küçük gözüküp benim için büyük olan şeylerden bahsedicem ..

Sabahları sesle ( gürültü) uyanmaktan nefret ederim , yani böyle kan beynime sıçradı derler ya işte öyle bişey. Eğer beni uyandıracaksanız biraz sakin , sessiz falan olun ben zaten uyurken onu bile duyarım merak etmeyin :) yani yatağımın üstüne çıkıp zıplamanın alemi yok .

ve yine sabahları ben üşenmeyip gazete(mi) alıp geldikten sonra benden önce okumayın gazetemi rica edicem , yani eğer siz de istiyorsanız gazete söyleyin ,sizede alırım ben bi tane , çok bişey değil zira. Ama yok bizim ülkemizde böyle , bi gazete alınır . sonra o elden ele , elden ele geçer . E tabi ondan sonrada istatisklerde gazete okuru sayısı az çıkar .

Bi süre bana ilerde ne yapacağımı sormayın . rica ediyorum . çünkü kafam gerçekten çok karışık . Yani bu benim sorunum sizin değil , dert etmeyin beni, amanın bu kız ne yapacak , nasıl bitecek okul , bitsede biyolojiden mezuın olsa bile ne yapabilir falan diye evhamlanmayın rica ediyorum .

Bölümümü öğrenir öğrenmezde aaa siz kurbaaa kesiyosunuz , nasıl kesiyosun falan diye muhabbete girmeye çalışmayın çünkü artık çok sıkıldım bu muhabbetten . mümkünse daha yaratıcı olun , daha zor sorular sorun , soramıyosanızda sorar gibi yapın aman ne biliyim . ama işte kurbağadan bahsetmek istemiyorum artık .

Dinlediğim müziği eleştirmeyin , bknz :zevkler ve renkler tartışılmaz . Aslında evet bana da saçma geliyor bu söz yani bi güzel de tartışırım diyesim geliyor ama yok atalarımız söylemiş bi kere , onlara ayıp olur tartışırsak. Tartışmamızı istemiyor atalarımız .

Evet ! ben de temiz hava alanı projesini destekliyorum :) bu konunun ucunun nereye çıkacağını görsemde .. ama bu bizim için kocaman bir artı . Yani ben sevmiyorum sigarayı bu bir , kokusundan nefret ediyorum bu iki , sizin içtiğiniz sigara beni zehirliyor bu üç , migrenim tutuyor bu dört ve hiç biryerde oksijen maskesi bulamıyorum bu da beş. ve emin olun nedenlerim daha sürer gider , ama anlayamadığım şey insanların sigara içmesi değilde sigarayı nasıl can hıraş savunmaları . özgürlükten bahsediyorlar ama sen beni zehirlerken ? nasıl özgürlükten bahsedebilirsinki ? diyesim geliyor ama bunu zaten karşımdaki biliyor. Bilmem belki biraz işe yarar bu temiz hava sahası :) adı bile kulağa güzel geliyor.

Kitap okumayan bide üstüne benim her yerde kitap okuyabilmeme laf eden insanlar , insancıklar ; bu konu ayrı bi yazıda etraflıca incelenecektir. çünkü çok doluyum . Bir de burdan çağrı yapıcam ... benden kitap alan insancıklar kitapların süresi doldu . :)

Kopyadan da bahsetmem lazım , benden kopya isteyen insanlar için söylemem gerekirki ben üniversiteye geldiğimden beri kopya falan çekmiyorum , çek-e-miyorum . bilginize.. zaten bizde artık ortaokulda değiliz , değil mi?

ve son zamanlarda Atatürk 'ü sevmekle Atatürkçü olmanın aynı şey olduğundan bahsediliyor , yani sanki aynı şeylermiş gibi ifade ediliyor bu da benim canımı sıkkıyor . Ama bu konuda başka bi başlıkta detaylı bi şekilde incelenicek , bilginize..






Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…