Skip to main content

Berc'e ..

Daha önce de söyledim ben bunu .. beni ilgilendirmiyor demek gibi bir lüksümüz yok bu zamanda artık .. bu yüzden okunur kitaplar gazeteler bolca , bu yüzden öğrenilir ve öğrenildikçe daha çok okunur... sonra..

sonra.. insan anlamaya başlar .. çözümlemeye kafasında belki. kitapta yazılanlar yazıldığı gibi kalmaz , kalmamalı da zaten .

Ben de en son Ağrının Derinligini okudum .. Ece'den .. çoğu 'zor' ama 'önemli' konuyu Ece'den öğrendim ben . Çünkü her ne kadar o da bi taraf tutsa da , ve bilsem de bunu o hep tutmadığı tarafın yanından anlatıyor olanı biteni.. ve bu da ben de normal şartlarda olması gereken öfkeyi yaratmıyor.. tersine..

Evet bu yazı senin için .. belki de söylemek istediğim şeyleri sana hitap ederek bu üzüntüden biraz kurtulabilmem için.. Burda adını hiç yazmasamda konunun sen beni anlıyorsun eminim .

Çok garip ; bu konuyu , seni , sizi anlamaya çalışmadım hiç çünkü merak etmedim , çok da önemli, görmedim ama şimdi öğreniyorum ki bu sizin için çok önemli.. anlaşılmak .. belki biraz dinlenilmek..

kabul etmek çok başka birşey tabiki , ama keşke sonu gelse birşeylerin kabul edilince . ama sen de bilirsinki af dilemek en az affetmek kadar zordur , ve hep gururdur akla gelen , kaybetmekten korktuğumuz ama neler neler kaybettik kimbilir onun uğruna . bir piyonu kaybetmemek için kaybedilen diğer 'daha önemli ' taşlar gibi .. neler kaybettik kimbilir.

Sonu nereye varır ki bunun ? sence? paraya mı? toprağa mı? .. ama .. barış satın alınmaz ki.. sonsuz bi acı sonlu bi rakamla durdurulmazki.

Bi an kendimi senin yerine koydum , az olduğum yere , azınlık olduğum yere .. doğuda koca bi sınıfta asker çocuğu olduğum için beni dövmek isteyenleri hatırladım , ve nasıl korktuğumu.. geçenlerde başına bir şey gelmeyecekse Atatürk'ü sevmediğini söyleyen kızı hatırladım ve ona inanmayan ve nasıl üzüldüğümü.. beni ilk tanıdığında adını saklamana ihtiyaç duyduğunu hatırladım .. üzüldüm .

Keşke filmi tekrar başlatabilsek değil mi? Gerçi biz o filmde rol bile almıyoruz ama eminim biz rol alsaydık çok daha güzel bir film olurdu. Keşke herkes dinleyebilse sessizce.. konuşabilse yavaşça.. keşke sen bana bi fincan ser sury * ikram etsen .. konuşsak ..konuşsak.. konuşsak.. sonuna gelsek..

Sonra kapatsak bu defteri , ama kapanmaz ki..

Ece demişki "acı endüstirisi " bu . Tam da öyle ! ve kesinlikle tek taraflı değil . sizi sen , bizi ben temsil ediyorsam eğer.. sen bağırıyorsun ben kulaklarımı tıkıyorum .. ama bu nereye kadar gider böyle .. sen nereye kadar bağırabilirsin .. ben nereye kadar kulak tıkarım .. siz / biz demek de pek hoş değil farkındayım ama sen de görüyorsun biz artık kendi ülkemizde de iki farklı taraftarıyız hiç de hayırlı olmayan bi maçın .

Demem o ki , yoruldum ben Alex , insna bu yaşta yorulur mu diyeceksin bana gülerek biliyorum . O zaman bu hissettiğim ne söyle bana .. anlamaya çalışıyorum , bazen de kabullenmeye ama insan hiç yapmadığı , hiç görmediği , orda olsa engelleyeceği birşeyi nasıl kabullenir ,de bana .. de de ben de biliyim .. ve emin ol sadece bu değil ki .. bağırmak geliyor içimden ne çileli ülkeymişiz diye ..

Sözün özü Alex , her ne kadar görmesem bilmesem emin olmasam da üzüldüm .. üzülmek insana özgü bişey.. bilirsin .. ama bu demek değildir ki her insan üzülür.. ama ben üzüldüm .. şimdi senin için yapabileceğim tek şey güzel dilekler dilemek ..

Benim için bir şey yap ..Bir nar kır .. yere saçılanlar mutsuzluk olsun , kabukta kalanlar kadar da mutlu ol .. ve umarım hiç bi zaman yere saçılanlar kabuktakileri görmeni engellemesin ..

keşke daha fazlası gelse elimden , keşke..

not: fotoğrafını izinsiz kullandım , kusura bakma ..


*ermenice: şekerli kahve


Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…