Skip to main content

Tortu..


Size de olur mu?

Bazen dönüp içinize baktığınızda gözlerinize kadar tortu biriktirdiğinizi görür müsünüz hiç?

Hayatın içinizde biriktirdiği tortu.
Daha ilk günden biriktirmeye başlar insan tortusunu ..
Çocuksundur , dinlemez kimse seni sözlerin içinde kalır .
Öğretmenin cezalandırır , savunman içinde kalır , halbuki yapmak istediğin sadece köpek yavrusunu beslemektir , kendi evinde hiç bir zaman besleyemeyeceğin. işte bu da içinde kalır.
Büyürsün biraz daha , zaman gelir , ailenle tartışırsın , ama cevap verme gibi bi hakkın yoktur , şartlar baştan belirlenir , ve yine söylemek istediklerin içinde kalır , hatta çoğu zaman sertleşir tartışma , baban çıkar karşına , içinde birikenler boğazına kadar gelir takılır , gözyaşların da içine akar , onlar da orda birikir, kalır.
Sonra hayatına girip çıkan insanlar birikir ..
anılar..
hayatından giderken arkalarında bıraktıkları , almayı unuttukları şeyler birikir içinde..
yarım kalan şarkılar , bitmemiş cümleler , yerine getirilmemiş sözler...

bazen gördüklerin sana çok gelir , acı gelir , kötü gelir , bu sefer gözlerinde birikir..
söylenmiş kötü sözler , aklına sonradan gelen cevaplar...
yolda yürürken bile 'peçete almazmısın abla' , 'karnım aç , ekmek parası abla' sözleri birikir içinde ..
bir de istediğin gibi davranamadığın anlar , gösteremediğin sevgi , söyleyemediğin aşk cümleleri ..
onlarda birikir içinde..
çekemediğin kareler , veremediğin hediyeler , gidemediğin ülkeler..
fare olup küstüğün dağlar , bir de üstüne hergün içine attığın çarpılar..
ve daha bir çok şey..

üstüste, üstüste...

zamanla birikir tortu dipte , allahtan diptedir , çöker dibe de içinde saklayabilirsin ..
artık bir şarap şişesinden farksızsındır , ikinizinde dibinde tortular .
tek fark; sen saklarsın , en fazla gözlerine kadar.
sonra bi gün , biri gelir aniden , alır şişeyi eline , öylesine sallar...ve tortular su üstüne çıkar ..
saklayamazsın artık , gözlerinden çıkar tortular.
zamanında biriktirdiklerin , hep içine attıkların , hep dibinde mi durur sandın?

size de olur mu?
gözlerinizde tortuları saklayamadığınız anlar?
bana olur .
o günlerden birindeyim şimdi.
o yüzden gözlerime bakmayın anlamsızca , o gördükleriniz tortular.
beni ben yapar.





Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…