Skip to main content

inmek istediğim çocukluğum (3)

Bölüm_3 : ilk stratejik planım

Ama bu evden çıkamama durumu ben de ciddi anlamda psikolojik baskı yaratıyordu ve ben buna kendi içimde çözümler arıyordum , sonra bi gün bir taşta iki kuş vuracak bi fikir geldi aklıma . İstediğim iki şey vardı , okuldan eve gittikten sonra annemler eve gelene kadar bahçede oynamak ve sabah okul sırasında andımızı okutmak için öğrencilerin çıktığı yüksekliğe çıkmak. Bir gün sırada dururken öğretmenlerden biri çıkıp kaybolan bir defteri gösterdi , kimin olduğunu sordu ve defterin sahibi öğrenci o yüksekliğe çıktı , o anda beynimde bi ışık yandı , demek ki dedim bir şeyimi kaybetsem , oraya çıkabilirim. O gün okul çıkışı eve dönerken araba anahtarlıklı evin anahtarını okulun bahçesine attım , birinin mutlaka bulup yarın sabah sırasında "bu kimiiin?" diye göstereceğine emindim . Ve sabah ben de oraya çıkacaktım , vurduğum ikinci kuş ise eve döndüğümde kapıda kaldığım için annemler gelene kadar bahçede oynamak zorunda(!) oluşumdu. Okuldan eve döndükten sonra doya doya oynadım tam planladığım gibi ve ertesi günde gerçekten biri bulmuştu anahtarımı ve sabah bir öğretmen elinde benim anahtarımı sallayarak " bu kiimiiin?" demişti , ben de kendimi kürsüye atmıştım . evet mutlu son . Şimdi düşünüyorumda o yaşıma oranla gayet stratejik davranmışım. Hatta buna 'başarıyla sonuçlandırdığım ilk stratejik plan'ım diyebilirim.

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…