Saturday, March 15, 2008

Görünmeyenler...


Sanırmısınız ki bu gözler herşeyi görür?

Ya görmedikleri..

Göremedikleri...


Mesela şimdi kalkıp bavulunuzu toplayıp kimselere haber vermeden başka bir ülkeye gidebilir misiniz? ya da başka bi şehre? yada uzun zamandır sevdiğiniz bi insana gidip onu sevdiğinizi söyleyebilir misiniz? erkek arkadaşınıza bi demet çiçek alabilir misiniz? sabah erkenden yola çıktığınızda yolda karşılaştığınız insanlara günaydın diyebilir misiniz? bir deneyin.. hissettiniz mi birşey engelliyor sizi ... işte onlar zincirler , çevrenizdeki göremediğiniz zincirler, sizin zincirleriniz , sınırlarınızı belirleyen .. ben koymadım tabiki ,onları oraya koyan sizsiniz.


Bazı insanlardan kopamadığınızı hiç farkettiniz mi ? ne yaparsanız yapın , ayrılamazsınız , ya siz gidemezsiniz , ya o , gün olur gitseniz bile o gelir peşinizden ya da tam tersi, yine görmüyorsunuz değil mi? aranızda uzun uzun kablolar var . görmüyorsunuz değil mi? işte ayrılamamanızın sebebi.



Çevrenizdeki herkesle anlaşamazsınız ama bazılarıyla hiç anlaşamazsınız , içinizden konuşmak gelmez , gelse de konuşmazsınız , konuşamazsınız . Hadi bi deneyin şimdi , konuşmayı yani , bi çift güzel söz söylemeyi . olmadı dimi . işte o çarptığınız şey sizin başından beri önyargıyla ördüğünüz duvar , hatırlamamanız çok doğal.


Gün gelir aşık olursunuz , sonra şöyle olur böyle olur demeye gerek yok zira aşık olduktan sonra neler olduğunun herkes farkında , dedim ya ben bu yazıda göremediğiniz kısımlardan bahsediyorum . O da şu , aşık olduğunuzda elinize kocaman bir çengelli iğne alır , iğneyi önce karşı taraftan sonra kendinizden geçirirsiniz ki hep birarada durasınız. Ama hep bi ayrıntıyı atlarsınız , çengelli iğnenin ucu hep size dönüktür, size batar . Aramadığı zaman , sormadığı zaman , özlediğiniz zaman ... işte hep o zamanlar duyduğunuz acının tek sebebi çengelli iğnenin sivri ucunun size dönük olmasıdır.


Dansa kaldırması gereken biri varsa o da erkektir , sokakta kahkaha atmak mı ? ne kadar ayıp , kırılmış bir vazo mu? tabiki evin küçük çocuğunun marifeti , o saatte dışarı çıkılır mı hiç? ... gibi düşüncelere sahipsiniz siz de değil mi? yok hayır , tabiki suç siz de değil , sadece farkında olmadan siz de yanınızdakinin , ve diğer yanınızdakinin , ve hatta arkanızdakinin kullandığı kek kalıplarını kullanmaktasınız düşüncelerinizin şekillenmesi için dolayısıyla sonuç aynı .


Dedim ya bu gözler herşeyi görmez , duymak için kulakların içinde kulak lazım diyen Nietzsche 'ye katılıyorum , görmek içinde gözlerin içinde göz lazım ..



dipnot: fotoğraf için Başak'a teşekkürlerimle..




2 comments:

nanatwiggy said...

Deniz'cim çok güsel bir yazı olmuş bayıldım gerçekten bir an düşündüm bunların hepsini yapmalıyım gibi geldi sanki hayatım o zaman güsel olucak gibi geldi sanki başka bir boyuta geçicem ve o boyuttaki herşey herkes gibi ben de mutlu olucam sanki oysa ki hep mutlu olabilmek en büyük mutsuzluktur, mutsuzken umudun vardır beklentin ama devamlı mutluluk en büyük mutsuzluktur :))
çok öpüyorum seni :))

gulunadi said...

çok güzel ifade etmişsin. hepimiz biraz engelliyiz sanırım hayatta. küçücük bedenlerimize sıkışmış sonsuz ruhlarımızı terbiye etmek ve her duyumuzun içine aslolanını koymak için çok vaktimiz yok aslında. en fazla 75-80 yıl! o yüzden ben tüm engellerimi ve çevremdekilerin engellerini mazur görüyorum. affedin, affedelim...
takibindeyim ;)

Camdan mezbahalar *

Bu yazıda hayvanlara yapılan işkencelerin videosunu neden izlemediğinizi ve neden izlemeniz gerektiğini yazıcam. " Kaz tüyünün n...