Skip to main content

Görünmeyenler...


Sanırmısınız ki bu gözler herşeyi görür?

Ya görmedikleri..

Göremedikleri...


Mesela şimdi kalkıp bavulunuzu toplayıp kimselere haber vermeden başka bir ülkeye gidebilir misiniz? ya da başka bi şehre? yada uzun zamandır sevdiğiniz bi insana gidip onu sevdiğinizi söyleyebilir misiniz? erkek arkadaşınıza bi demet çiçek alabilir misiniz? sabah erkenden yola çıktığınızda yolda karşılaştığınız insanlara günaydın diyebilir misiniz? bir deneyin.. hissettiniz mi birşey engelliyor sizi ... işte onlar zincirler , çevrenizdeki göremediğiniz zincirler, sizin zincirleriniz , sınırlarınızı belirleyen .. ben koymadım tabiki ,onları oraya koyan sizsiniz.


Bazı insanlardan kopamadığınızı hiç farkettiniz mi ? ne yaparsanız yapın , ayrılamazsınız , ya siz gidemezsiniz , ya o , gün olur gitseniz bile o gelir peşinizden ya da tam tersi, yine görmüyorsunuz değil mi? aranızda uzun uzun kablolar var . görmüyorsunuz değil mi? işte ayrılamamanızın sebebi.



Çevrenizdeki herkesle anlaşamazsınız ama bazılarıyla hiç anlaşamazsınız , içinizden konuşmak gelmez , gelse de konuşmazsınız , konuşamazsınız . Hadi bi deneyin şimdi , konuşmayı yani , bi çift güzel söz söylemeyi . olmadı dimi . işte o çarptığınız şey sizin başından beri önyargıyla ördüğünüz duvar , hatırlamamanız çok doğal.


Gün gelir aşık olursunuz , sonra şöyle olur böyle olur demeye gerek yok zira aşık olduktan sonra neler olduğunun herkes farkında , dedim ya ben bu yazıda göremediğiniz kısımlardan bahsediyorum . O da şu , aşık olduğunuzda elinize kocaman bir çengelli iğne alır , iğneyi önce karşı taraftan sonra kendinizden geçirirsiniz ki hep birarada durasınız. Ama hep bi ayrıntıyı atlarsınız , çengelli iğnenin ucu hep size dönüktür, size batar . Aramadığı zaman , sormadığı zaman , özlediğiniz zaman ... işte hep o zamanlar duyduğunuz acının tek sebebi çengelli iğnenin sivri ucunun size dönük olmasıdır.


Dansa kaldırması gereken biri varsa o da erkektir , sokakta kahkaha atmak mı ? ne kadar ayıp , kırılmış bir vazo mu? tabiki evin küçük çocuğunun marifeti , o saatte dışarı çıkılır mı hiç? ... gibi düşüncelere sahipsiniz siz de değil mi? yok hayır , tabiki suç siz de değil , sadece farkında olmadan siz de yanınızdakinin , ve diğer yanınızdakinin , ve hatta arkanızdakinin kullandığı kek kalıplarını kullanmaktasınız düşüncelerinizin şekillenmesi için dolayısıyla sonuç aynı .


Dedim ya bu gözler herşeyi görmez , duymak için kulakların içinde kulak lazım diyen Nietzsche 'ye katılıyorum , görmek içinde gözlerin içinde göz lazım ..



dipnot: fotoğraf için Başak'a teşekkürlerimle..




Comments

nanatwiggy said…
Deniz'cim çok güsel bir yazı olmuş bayıldım gerçekten bir an düşündüm bunların hepsini yapmalıyım gibi geldi sanki hayatım o zaman güsel olucak gibi geldi sanki başka bir boyuta geçicem ve o boyuttaki herşey herkes gibi ben de mutlu olucam sanki oysa ki hep mutlu olabilmek en büyük mutsuzluktur, mutsuzken umudun vardır beklentin ama devamlı mutluluk en büyük mutsuzluktur :))
çok öpüyorum seni :))
gulunadi said…
çok güzel ifade etmişsin. hepimiz biraz engelliyiz sanırım hayatta. küçücük bedenlerimize sıkışmış sonsuz ruhlarımızı terbiye etmek ve her duyumuzun içine aslolanını koymak için çok vaktimiz yok aslında. en fazla 75-80 yıl! o yüzden ben tüm engellerimi ve çevremdekilerin engellerini mazur görüyorum. affedin, affedelim...
takibindeyim ;)

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

günlerden bugün

yok yok .. burası bi günlük değil sadece durak noktası bi nevi.. benim için yani . günün şarkısı ---> honey honey grubundan LITTLE TOY GUN ! ... is my little toy gun ! süper şarkı . myspaceleri var dileyene---> http://www.myspace.com/honeyhoneyband her ne kadar gece bi türlü uyuyamasam da güzel uyandım bugün . bilmiyorum artık duvarlarımı çok ince yapıyorlar yoksa insanlar sözlerini dinlettirmek için gecenin bi saati insanları rahatsız etmiyim falan demeden yüksek sesle mi konuşuyor .hiç bir fikrim yok ama hiç acımam gece çalarım kapılarını uyarmak için dün yaptığım gibi . dün gece bir de sivri sinek vardı içerde , onu yakalama bahanesiyle bir sürü sayfa kitap okudum ama sonra tam olarak kulağımın yanında vızıldayıp geçerek arkamdaki duvara konan sivrisineği bi hışımla öldürdüm . sonra teşekkür ettim . kanı duvarda kaldı sineğin , yastığımın üst tarafında ve öyle uyudum .. bugünler güzel günler , değerini bilip tadını çıkarmak lazım diye yazıyorum bu durak noktası notlarını , pek…