Skip to main content

Bugün senin günün , yalandan da olsa gülümse!


Peki sen …

… hiç cinsiyetin yüzünden ikinci sınıf vatandaş veya yarım insan muamelesi gördün mü?
… günlerce gecelerce uğraşıp tüm emeğinle bir kitap yazdıktan sonra , o kitabın kabul görmesi için kendi adını değil de karşı cinsin adını kullandığın oldu mu?
… sanatın önemli ve en zevkli dallarından biri olan tiyatrodan cinsiyetin yüzünden uzak kaldın mı? Sahneye çıkman yasaklandı mı? Bunun için karşı cinsin kılığına girmen gerekti mi? Ya karikatür cizmek ? karikatür çizmeye ilgi duyup , çizmeye başladıktan sonra aslında sana cinsiyetin yüzünden karikatür çizmenin de yasak olduğu söylendi mi?
… önüne toplum tarafından , ailen tarafından , eşin tarafından bir duvar gibi örülmüş yasaklar çıktı mı? Ve sen bu yasaklara çarpmadan yaşamak zorunda kaldın mı?
… ya da en baştan sormak gerekirse yasaklar var mı senin için?
… geceleri sokakta başına birşey gelmesinden korkarak sağına soluna bakmadan başın önünde koşarcasına yürüdün mü?
… yolda kendi halinde yürürken başka insanlar seni gözleriyle ve sözleriyle rahatsız etti mi? Ve sen bunun üzerine kendini ne kadar kötü ve küçük hissetsen de , gücünün bu anlayışı değistireceğine yetmediğini kabullenerek başını öne eğip yürümeye devam ettin mi?
…girdiğin herhangi bir ortamda tacize uğradın mı? Bir de bunun üstüne ‘senin insanları tahrik ettiğin ‘ söylendi mi sana hiç?
…hiç cinsiyetin yüzünden bir işe kabul edilmedigin oldu mu ? yada tam tersi cinsiyetin yüzünden bir işe kabul edilip bundan yararlanmak isteyen?
…ve sen halihazırda bir iste çalışırken bir yandan da koca bir evi çekip çevirdin mi?
... ya sen hiç 9 ay karnında bir insanoğlu taşıdın mı ? hayatının hükmünün sana ait olmadığı bir düzende başka birine hayat verdin mi?
… bugünlerde yapılan tartışmalar ve değişiklikler seni de korkuttu mu? Özgürlüğünün yavaş yavaş elinden alındığını hissettin mi sende?
… ve bunun için birşeyler yapman gerektiğini düşündün mü? Zaten halihazırda bir hayat mücadelen varken bir de bunun yanında kafana cehaletin örtüsünü geçirmek isteyenlere karşı savaştın mı?
… hiç sana ‘karşı cinsi tahrik ettiğin için , vücudunun her tarafını örtmen gerektiği ‘ söylendi mi? Ve sen bunun üzerine baş örtüsü takmayı kabul etmediğinde hakkında idam kararı verildi mi?
… peki sen , kendini bildin bileli ,bedenini bir kara çarşafa hapsedip dünyaya bu çarşafta açılan tek bir delikten baktın mı?
… sen hiç kimliksiz yasadın mı?
… hiç cinsiyetin yüzünden sermaye oldun mu?
… töreler var mı senin için ?
… tecavüze uğrayıp bir de üstüne töre yüzünden hakkında ölüm kararı çıkarıldı mı ağaların tarafından?
… saçın uzun olduğu için aklın kıt diye bellediler mi seni de ? ve sen bu lafa rağmen o ‘uzun saçını’ süpürge ettin mi bu sözü söyleyenlere?
… yani sen tekrarı olmayan hayatına seyirci kaldın mı ?


…eğer sorularımın çoğuna evet diyorsan , seninde Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum ve ‘barış’dileklerimizin yerini ‘özgürlüğün ‘ aldığı bu günlerde sana , kafanı kaldırıp gökyüzüne baktığında içinde hissettiğin kadar çok ‘özgürlük’ diliyorum .

Deniz.

Comments

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…