Skip to main content

Ordu...

Bu konular beni ilgilendirmiyor demek için çok geç doğmuşuz, artık bir Türk genci olarak bir yandan eğitimimizi tamamlarken bir yandan gündemden uzak kalmamamız , ülkenin yönetimine korkulu gözlerle bakmamamız tersine okuyup , öğrenmeye ve katkıda bulunmaya çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.


Ben de söylediğimi yapmaya çalışıyorum ve normal kitapların yanında her gün gazete okumaya çalışıyorum köşe yazıları ile birlikte ; ve dikkat ediyorum , her gün ordumuza bir laf geliyor , bir eleştiri (yıkıcı) .. ve anlayamıyorum ben mi her şeyi yanlış anladım yoksa herkes (gazeteciler , köşe yazarları bile ) çok mu kör.

Sizin o laf ettiğiniz, biraz söze karıştı diye kötülediğiniz orduya benim gözümden baktığımda şunları görüyorum ..

93 senesi . Hakkari. Jandarma Lojmanları
Bir yaz günü.
Gece.
Silah sesleri ile çatışma başlıyor , annem önce ışıkları kapatıyor (nişan alınmaması için) sonra bizi arka odaya dolabın içine götürüyor . Babam silahı ile evden çıkıyor . Göreve (çatışmaya)gidiyor. Biz karanlıkta bekliyoruz ablamla , silahlar dursun diye, annem bekliyor babam “sağ salim” dönsün diye. Sonunda bitiyor çatışma . Babam geliyor , yorgun , şaşkın. Uyunmuyor o gece haliyle. Sabah lojmanın arkası kurşun izleri . Herkes bugüne uyanabildiği için mutlu. ..

…Ama uyanamayanlarda var . Şehit haberleri geliyor. Gazetelerde çatışmalar yazmıyor .Batının haberi yok . Apartmandan yakınlar ölüyor, bir kadının kocası o gece evine dönmüyor, şehit oluyor.

Bizi orda “ordu” koruyor , hani beğenmediğiniz, hani fazla söze sahip olmasın dediğiniz ordu!



Ertesi gün okula gidiyorum , korka korka. Gözüme çarpıyor, dağın birinde PKK yazıyor (şehrin her yerinde görülebilecek şekilde). Bu ne diyorum çocuk aklımla , bilmiyorum . Okul çıkışı asker çocuğu olduğum için beni dövmek isteyen çocuklar düşüyorlar peşime ve aralarına alıyorlar. Dayak yiyorum “asker abi” gelene kadar. Sonra asker abi koruyor beni. Alıp evime götürüyor.


Şimdi batıda yatağınızda huzurla uyurken , orda hangi cephelerde hangi askerler sizin için canlarını veriyor bilemezsiniz , o korkuyu yaşamadıysanız eğer eminim onlara benim verdiğim değeri veremezsiniz. Vatan sevgisini kitaplardan değil , yaşayarak öğrendim .

Evet benim için her şeyin önündedir Atatürk. Annemden babamdan da önde , bu kalbin çarpmasını sağlayan ilk kişi Atatürk’tür. Bu kadar Atatürk takıntılı olmayın deniyor, ben ise ;
Atatürk’ü okuyorum.
Atatürk’ ü anlamaya çalışıyorum.
Çünkü onun sayesinde burada ülkemde özgür yaşıyorum.

Şimdi lütfen oturup biraz anlamaya çalışın . Uzak tutmaya çalıştığınız ordu aslında olayların ne kadar da içinde.

Comments

Omer said…
Her kurum elestirildigi gibi ordu da elestirilir. Her insan elestirildigi gibi Ataturk de elestirilir. Eger bunlara koru korune baglaniyorsa bir insan ozgur olamaz. Ataturk olmasaydi, yine ozgur yasiyor olurduk. Ordumuz siyasete karismasa yine modernlesirdik. Korkularimizdan siyrilmali, birseylerin bizi korumasini beklememeliyiz. Ne ordu Ne Ataturk'un aziz hatirasi bizi daha ozgur yapamaz. Biz kendimiz ozgur olmasini becermeliyiz. Saygilar...
books&me said…
Ataturk olmasaydı daha iyi ve daha özgür yaşıyor olabileceğimizi sanmıyorum , insanların o dönemde bir lidere ihtiyacı vardı , ve o da Atatürk'tü . Evte "belki" Atatürk olmasaydı başka biri olurdu o lider. Ama sonucta Ataturk!tu ve izin verirseniz kime ve hangi dusunceye ne kadar baglı olmam gerektigine ben karar veriyim .

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…