Skip to main content

hayatı ıskalamak


27.07.07 tarihinde İstanbul'a doğru yola çıkmadan önce garda çekmiştim bu fotoğrafları ...aralarındaki farkların yarattğı uyumu görünce böyle birleştirdim .. konusu ; "hayatı ıskalamak" böyle deyince de aklaıma Nazım geldi " hayatı ıskalama lüksün yok senin!"
hani bu resimdeki gibi anlar olur .. birbirini seven iki insan .. ayrılırlar.. tam tersi yönde yürümeye başlarlar.. bi süre sonra kız döner bakar , ama diğeri yürümektedir kendinden emin ya da sadece öyle gözükür.. sonra kafasını çevirir , onun önüne dönmesiyle diğerinin arkasına bakması bir olur .. işte budur "hayatı ıskalamak" ve bir şansınız daha olmayabilir..

Comments

RapunseLL said…
ne yazık oysa ne olur ki ikisi beraber kafalarını dönüp aynı anda baksalar birbirlerine...
bunu yaratan ne kibir mi yoksa gurur mu her ne ise onu yoketmek lazım anlamsız tanımsız ve saçma
Omer said…
Boyle bir film vardi. Iki sevgili ayriliyorlar, ve ters yonlerde yurumeye basliyorlar. 3 4 kere boyle geri donuyor her biri ama sonra vazgeciyor. Bu uzulmek icin yetmezmis gibi bir de sevgililerden biri arabanin altinda kaliyordu. Yonetmen biraz masosist olmali diye dusunmustum. Insan yeri geldiginde gururunu bir kenara birakabilmeli. Sevgilin seni terk mi etti, seyret arkadasindan gidisini. Donerse ne ala, donmezse de donmez. Hem araba da carpmaz o zaman seni.
books&me said…
sanırım Joe Black isimli filmden bahsediyorsunuz Brad Pitt'in.
Kesinlikle! Youtube'den buldum seyrettim, aklimda kalan o filmden bir sahneymis. Brad Pitt'in oynadigini unutmusum. Sahne oldukca etkili olmus demek ki bende! Unlu bir oyuncuyu bile geri plana itmis bellegim.

Popular posts from this blog

öjeni/öfeni

İnsan düşündükçe , baktığı açıyı genişletip sorguladıkça olaylar ve hatta gerçekler şekil değiştirir.
Ama düşünmek bile özgürlük gerektirir , özgürlük ise hayatımızın sınırlarını istediğimiz yere koyma halidir.Başta söylediğim gibi düşündükçe ve sorguladıkça şekil değiştiren kavramlardan biri de özgürlüktür. Bunu geniş bir örnekle anlatmak gerekirse, 19 . yüzyıl sonlarına doğru bir biyologun( Francis Galton ) düşünce sisteminden ‘öjeni’(eugenics) terimi ortaya çıkmıştır , Galton’a göre insanın bir çok özelliğine ait kalıtımının kontrol edilebilir ve yapay bir seçilime gidilebilir bunu sonucunda daha kaliteli veya kusursuz insanlar elde edilmiş olur. Kısaca anlamı ; anlamı kusursuz insan veya kusursuz insan geliştirme halidir. Öjeninin de iki yönü vardır , pozitif ve negatif .Pozitif öjeniye göre kusursuzluk insanı daha özgür kılabilir , sınırlarını genişletebilir, özgürleşme adına bi adım olabilir , ama negatif öjeni insanların elinden haklarını almaktadır , tercih edilmeyen bireylerin…

Kuytu

Üstüne methiyeler düzebileceğim, ya da akşamdan sabaha kadar uzun uzun bakabileceğim, ya da karın soğuğunu hissedebilecek kadar içine girebileceğim bir fotoğraf bu. Doğanın güzelliği, vahşiliğin içinde bile var olabilecek saflığı, uykunun verdiği huzuru, yalnızlığın sessizliği.. belki de hiç biri. Bilmiyorum. Tek bildiğim gördüğüm fotoğraf bir kediye ait.. üzerine kar yağıyor.. 'kuytu' diye bir şey yok.. sadece bir kedi ve kar.. 

Taşıdıkları şeyler

Eğer sabah kalktığınızda, yaşadığınız apartmanın arka duvarının delik deşik olmasını ve gecenin bir kısmını duyduğunuz silah seslerinin ardından girdiğiniz dolapta geçirmeyi savaştan sayıyorsanız, evet, ben bir savaşın içinden geçtim.
Savaşları sevmem. Savaş filmlerini severim. Bununla birlikte ilk kez savaşla ilgili bir kitap okudum; Taşıdıkları şeyler, Tim O'BRIEN
"Üsteğmen Jimmy Cross, New Jersey'deki Mount Sebastian Koleji'nin birinci sınıfında okuyan Martha adlı bir kızın gönderdiği mektupları taşırdı. Bazen zarfın kapağını yalardı, Martha'nın dilinin oraya değdiğini bilerek."

"(...) kendini savaşa, onları bekleyen bütün tehlikelere odaklanmaya zorladı, fakat aşk çok fazla geliyor, felç ediyordu onu. Martha'nın akciğerlerinde uyumak, onun kanını solumak ve avutulmak istiyordu. Bakire olmasını hem istiyor, hem istemiyordu. Onu tanımak istiyordu. Mahrem sırlarını öğrenmek: Neden şiir? Neden bu kadar hüzün? Gözlerindeki grilik neden?"…