Wednesday, July 15, 2009

wrong- depeche mode

herşeyi doğru yapmak lazım geliyor artık .. gönlünce yanlış yapamazsın . çünkü neymiş? çevrendekiler senin yanlışlarından etkileniyorlarmış .. sonra daha fazlası sana tepki olarak geri dönüyormuş ..
yanlış arkadaşlar da seçmemelisin .. kaç yaşında olursan ol .. kimseye de güvenme ! kaç tane iyilik yapmış olursa olsun .. erkekten arkadaş olur mu canım daha neler ? istesende olamazsın en yakınındaki bile bu duruma paparazzi gibi yaklaşıyorken.. o zaten baştan yanlış arkadaş..
yanlış bölümde seçemezsin .. ne alakası var canım .. önüne koymadılar mı senin 'üniversitedeki tüm bölümleri gösteren kitapçığı' seçseydin ordan en güzelini ! en çok para kazanacağın bir tanesini .. ne alakası var canım sevmekle falan .. kim yaptığı işi seviyor ki artık ! ya da kim kendi işini yapıyor ki artık ! ergenlik çağındasın falan ama hikaye bunlar .. vücudunda dolaşan hormonların beynini ve seni nasıl yönlendirdiği kimsenin umrunda değil ! insanların umrunda olan tek şey doğru seçim yapmış olman .. bir de 4 sene önce yaptığın doğru seçim 4 sene sonra artık yanlış olabilir .. bunu da görmeliydin dört sene öncesinde.. süpermensin ya sen .. yaparsın .. yapamazsan birikir .. sen de değil belki ama başka birinde .. sonra kızgınlık anında dökülür tüm sözler birden bire.. neye uğradığını şaşırırsın .. neler birikmiş meğer.. bir sürü 'keşke ' bir o kadar 'ben sana demiştim'ler ' ..
yanlış eş de seçmemelisin kendine .. yanlış ev de.. yoksa bir gün kusar biri yüzüne tüm bunları bir bir.. şüphe etmeye başlarsın artık kendinden bile ..

ps. 'suluboya' fotoğrafı için Başak 'a teşekkürler..

Wednesday, July 8, 2009

olayvanaseydedgerivanagedibaadaas...


Uzun zaman oldu .. yazmayalı .. o yüzden çok cümle birikti ..kedilerden başlayabilirim .. (Orhan bu fotoğraf ondan :) son zamanlarda kedilerle aramda garip bir bağ oluştu .. tartışılmaz bir hayvanseverim ki zaten hayvan sevmeyenleri de sevmem .. ama kediler başkadır .. en başta kibirlidir.. geçen gün bir cafe de oturuyorum .. önümden ana cadde geçiyor .. yolun ilerisinde bir kedi göründü .. ve beni tanıyormuşcasına pıt pıt pıt yanıma geldi.. yaklaşınca anladım ki 'yarası var' ve hala kanıyor çok taze.. ayağını araba ezmiş .. diyor ki "nasıl bir dünya burası , yardım edecek kimse yok mu bana?" "bir peçete bile yok yanımda" dedim .. bağırdı durdu .. içimi burktu .. elinden kanlar akıyor hala .. hiç bir şey yapamadım .. bi sonraki gün yavru bir kedi gördüm .. bakkalın önünde.. bakkala sordum "kedi aç mı?" "ne biliyim ? " gibisine tersledi.. ne biliyim belki insanlığın tutmuşturda şu buzdolabında anlamsızca duran ve satılmayı bekleyen sütlerden birine kıyıp kediye vermişsindir.. aldım bir süt ve ekmek .. kaldırıma döktüm içsin diye .. oturdum yanına .. izlemeye koyuldum .. lıkır lıkır .. dünkünün vicdan azabını mı üstümden atmaya çalışıyorum ne? ne yani bu kedi süt içince diğerinin kanı mı duruyor .. değil elbette ama içerde bi yerlerde rahatlattım kendimi belki de sadece kandırdım ..
tatilden döndüm bu arada , hiç belli etmiyorum değil mi.. anlatacak ne güneş var ne deniz ne kum .. pek bir şey anlatasım yok tatilden .. radyodayım şimdi... seviyorum ben burayı ! bu tatilde bunu anladım .. alışmışım .. müziğe .. radyoya .. mikrofona .. programım 6 da idi.. bense sabah erkenden kalktım .. kiraladığım filmin devamını izledim. güz sancısı .. türkiye nin geçmişinden bahseden filmler arasına yeni girdi kendisi .. renkleri çok güzel .. tomris yönetmeni.. ağlamamak için zor tuttum kendimi önce.. sonra dedim kendime neden tutuyorsun ki? .. yanında biri olsa hadi neyse ;ki öylesi bile saçma iken sen şimdi neden tutuyorsun kendini " to remain unbreak doesnt make us a whole " .. bıraktım kendimi .. ağladım .. ne çok tutuyorum kendimi .. gitmemeliyim , söylememeliyim , aramamalıyım , ağlamamalıyım .. kendi olmaktan çıkar insan .. sonuçta ağladım , zaten ağlamamak için duygusuz olmak lazım , baş kahraman ölmüş , ve hatta yaşanılan olay gerçekte de yaşanmış , ağlarım tabi.. film bu ya diyemeyiz .. çünkü gerçeğin ta kendisi ..
bi arada woody allen filmleri seyrettim.. merak edip kitabını aldım 'yan etkiler' . ekşiden okudum neler yazmışlar falan filan .. hatta o gece michael jackson hakkında söylediği sözü okuyup gülmüştüm .. 'mj fakir zenci bir erkek olarak doğdu , zengin beyaz bir kadın olarak ölecek' .. ve sabah öğrendim ki mj ölmüş.. ölemez dedim .. ölmüş ama dediler.. hiç ölmeyecekmiş gibi geliyordu oysa .. süper kahramanlar misali .. batman , spiderman , mj .. olayvanaseydedgerivanagedibaadaas .. şarkı sözü bu .. çocukken , ingilizcenin i ' sini bilmezken ezberledik bi mj nın bu şarkısını .. olayvanaseydedgerivanagedibaadaas... ölemez..
mavi karanlığı okuyorum şimdi .. zamanında çok aramıştım da baskısı yoktu artık o nedenle bulamamıştım .. geçenlerde girdiğim sahafta iki tane yanyana durmaktaydı .. benden bekleneni yapıp ikisini de aldım .. şimdi artık sonlarına yaklaştım .. iyice gerildim ki biliyorum her vedat türkali kitabı gibi bunun da bombası sonda patlayacak .. bir gün tek başına da olduğu kadar ağlar mıyım acaba diye düşünmedim değil.. o adamın üslubunu çok seviyorum .. yazıyor .. kendine has.. kimse de görmedim o tekniği .. diyalog da mesela bir cümle yazıyor gerisi düşünce .. normal hayatta öyle değil mi.. içimizden neler geçiyor .. işte o geçenleri yazıyor her defasında .. öğreniyorsun yani adamın içini dışını .. nergisi , özgürü,korhanı .. o kediyle karşılaştığım günün akşamında kitapta da aynı şey oldu .. kedinin biri .. ayağı ezilmiş.. kanıyor .. pıt pıt pıt nergisin yanına geliyor ..
haftaya cuma almanya ya gidiyorum .. bir şeyin ilkini yaşamak nasıl bir duyguysa .. benim hissettiğimde onun biraz daha yoğunu ve artı güvensizlik duygusu.. sonuçta bir başka memleket :) 'hayat yolu'mu ben mi çiziyorum .. yoksa birileri çizmişde ben yürüyor muyum .. ayrımsayamıyorum bu aralar.. hayatın estireceği rüzgarların yönü belli olmadığından hazırlıksız yakalanıyorsun herseferinde .. öldürmezse güçlendirirmiş.. kısmen doğru da.. ya senden aldıkları ? eksilenler? negatifleşenler? hiç unutmamacasına aklına işlenenler .. evet tüm bunları omuzlarında taşıyabilmen için daha güçlü olmak zorunda olduğun kesin ..
iyi değil miyim ? yok canım daha neler..
ve bir teşekkür Orhan Okay' a ..'pencereden bakan kedi ' fotoğrafı için ..

Saturday, May 30, 2009

ışıkları kapatalım

Keşke içimizden geçen cümleler bazen alt -yazı gibi de geçse .. ya da köşede bi yer de birileri bizim düşündüklerimizi işaret diliyle anlatsa ..spontan çeviren olsa dilimizden dökülenleri türkçe kelimeleri türkçe açıklasa .. bir bakış yetse mesela içerde olup bitenleri ve hatta bitmeyenleri anlatmaya ..
konuşmak bazen hiç bir şey ifade etmese bile sabahlara kadar konuşsak mesela birileri de dinlese .. hepsinin amacı daha iyi anlaşılmaksa eğer ve sonuçta kimse anlamıyorsa kapasak içimizdeki ışıkları da kimse bizi görmese ..

gölgemin uzadığı zaman dilimlerinde seni özlemek şu aralar en sık yaptığım şeylerden biri .. sense..

'usta' filminin tortusu kaldı zihnimde .. 'insan inandığı şeyden vazgeçer mi hiç?' .. geçer ! demiş başrolü oynayan yetkin dikinciler filmin galasında .. ve kendisi şöyle yazdı konuk defterimize '.. çünkü herkes elinden geleni yaparsa gerçek olur hayaller.' bugünlerde hayallerini gerçekleştirmek için gücü kalan birilerini görmek güzel olurdu .. ne güzel olurdu..

Friday, May 15, 2009

sen dönene kadar ..



(...)ardında bıraktığın şaşkınlıkla yaşamaya devam ediyorum .. yapmam gerekenlerin ve de yapmak istediklerimin , yani her ikisinin de belli bir oranını yapıyorum , yapabiliyorum .. zira zaman yetmiyor hepsine , ve hatta yetmeyen daha bi çok şey var onlar için . ama 'şaşkınlık' devam ediyor her nedense .

hayat bu , bir gün adamın tekine çiçekli çingene kıyafetleri giydirip burnuyla flüt çaldırmış yolun ortasında kalabalığın içinde.Bugün yolda gelirken gördüğüm adamdan bahsediyorum. Yani hayat bu istemediğin ve hatta nefret ettiğin kılıklara sokuyor seni bazen .. en kötü örneklerden birini verdim ama aynı aynı zamanda en gerçek olanlardandı . Yani bence bir adamın çok şık kıyafetler giyip , çok ciddi bir tavır takınıp tüm dünyanın önünde konuşması , o adamın çiçekli çingene kıyafetleri giyip burnuyla sokaktaki kalabalığın içinde flüt çalmasından daha kolaydır.

Bir adamın tüm ciddiyetiyle insanların ve medyanın karşısında konuştuğu ve diğer bir adamın ona inat tüm şaklabanlığıyla çingene kıyafetleri içinde burnuyla flüt çaldığı bi garip , anlaşılması zor dünyada -karar verdim- sen dönene dek 'hayatı biriktirmeye' devam edicem .

dip not:gülüşün bir rüzgardı senin
kuşların kanadına binip giden
kuşların uçma merakına
senin rüzgarların neden

Saturday, March 21, 2009

yan yatmış 8

Elma şekerini sonuna kadar yiyip elma kısmını atmak istiyorum , bir kutu kibriti tek tek yakmak , gazete kağıtlarını parça pinçik yapmak istiyorum . Kendime bile hayrımın olmadığı bir gün bugün . Biri gelip beni silkelerse ve ardından "hey dostum , sen burda sızlanırken zaman seni beklemiyor hızla akıp geçiyor görmüyor musun , kalkıp ona yetişmelisin " derse.. "ona yetişmeye çalışırken bu hale geldim zaten derim .Mümkünse bir süre beni kimse silkelemesin istiyorum , zamanı gelince ben yaparım o işi zaten . Bir elma şekeri , bir kutu kibrit çöpü ve gazete kağıtları yeter de artar bile ..
Elimde bu hikayeye uygun bir son yok . ki zaten çoğu hikayeninde sonu yoktur . İŞte o yan yatmış 8 işareti tam da bu rası için uygundur !

Thursday, March 19, 2009

*

Bazen , gece yatarken kurduğunuz tüm hayalleri buruşturup çöpe atmanız gerekebilir .. çünkü aslında çoğu zaman bir hayalden bile çok şey beklemişsinizdir.

Wednesday, February 18, 2009

Fark yaratmak ..



Fark yaratmak , herkes gibi yapmamakla mümkündü. Herkesin sustuğu yerde konuşmak . Büküldüğü yerde dikilmek, kazandığı yerde kaybetmek .. Bana her daim kendimi güçlü hissettiren bu cümle Mine G. Kırıkkanat'a ait . ( Madame Figaro - Mart 2006) Yine birikintilierimi karıştırırken çıkıp geldi gözümün önüne , ve okuttu kendini. Son yazısında Darwin'den bahsetmiş o da , 200. yaşında Darwin , bu artık Darwin in teorisini okuyup anlamak için iyi bi neden değil mi? yani en azından bugüne kadar merak edip okumamışlar için ..
Agnostiğim ben , aynı Darwin gibi. Sorgulamaktan yanayım yani , hem de her şeyi.
Güzel ve çok zorlamayan bi kitap okumak isterseniz şu sıralar , Mine 'den Sinek Sarayı olabilir, aklınızda olsun .
Tracy Chapman dan Behind The Wall çalsın istiyorum , o sırada Mine Kırıkkanat la bir bardak kahve içip sohbet ediyim bende .. Bir de upuzun sarılıp doğum gününü kutlamak isterdim dün. Ama bi süredir yaklaşma yasağı var sana . Ve biliyorum ki geçen seneler seni mutlu etmiyor , dolayısıyla doğum gününü kutlamak pek bir şey ifade etmiyor .. Harun'la Ayasofya ya gidiyim istiyorum , sanat tarihinde yüksek lisans yapan ve bir o kadar okuyan birinden bahsediyorum , pek keyifli olurdu ondan dinlemek Ayasofya yı. ve doğayla iç içe yerleşmiş bir at çiftliğinde çalışmak istiyorum . Ne olur sizde ne alaka demeyin .
Tracy Chapman dan behind the walls ı dinleyin ..