Tuesday, December 8, 2009

bilmiyorsun aslında

bilmiyorsun aslında .. ne kadar okuduğumu .. ne kadar okumadığımı .. neler okuduğumu ve neden okuduğumu .. okumanın bana getirdikleri yanında benden neler götürdüğünü .. herhangi bi kitapçı rafından bir kitap alıp , kendi rafıma koydukça senden -ondan-bundan ne kadar uzaklaştığımı .. ilk ne zaman başladığımı .. ve ne zaman biteceğini .. Ece Temelkuran okurken neler hissettiğimi .. bir Vedat Türkali kitabını bitirdiğimde nasıl ağladığımı .. bir kitabı yarım bırakmanın nasıl sinirimi bozduğunu .. kitap ayraçlarımı neden bu kadar sevdiğimi .. aslında hayatım boyunca bir kitapçıda çalışmak istediğimi .. bilmiyorsun aslında ..

yağmur

yağmur , sen de vurup durma şu cama ..

Sunday, December 6, 2009

yatmadan önce ece

kitaplar büyür .. bilir misiniz bilmem ki. rafta durdukları yer de değil tabi ki , okundukça büyürler , şişerler sanki . sanki o yapraklar , yapraktaki harfler gitgide olgunlaşır okundukça , ve sayfalar kararır . işte bunu bilirsiniz eminim. kitapta kaldığımız sayfayı kararan bölüme bakarak anlayabiliriz mesela eğer araya iliştirecek bir ayracımız yoksa. o değil de diyorum ya büyüyor kitaplar diye , her biri de büyümez ama . bazıları tertemiz kalır . bu demektir ki , içine girememişsiniz o kitabın , ya da o sizin içinize girememiş. uzuun ve sıkıcı pazar günü bitmeden önce kapanışı Ece Temelkuran la yapıyım dedim , 'içerden' kitabından beni kendime getirecek bir yazı okumak istedim . Doğru cümleyi yakalayamasam da bu gece , başka bir şey oldu , işte kitabın büyüdüğünü farkettim . Okundukça büyüdü demek ki ve karardı. İmzalı kitabım ' iç meselelerini içte bırakalım' . öyle dedi bana ece , ben ona 'içindeki cinai çocuğun neleri öldürdüğünü' sorduğum zaman . Doğrudur . Belki de en doğrusudur içerde bırakmak .

Bu aralar tüm çıkmazlardan şu cevapla kurtuluyorum : hayattan ne istediğine bağlı :)

cumartesi-ertesi

bir pazar sabahı . hep diyorum sevmiyorum şu pazarları diye . ama sanki eskisi kadar değil . çünkü onlarda yitiriyor anlamlarını yavaaaş yavaaaş . bu sene bunu öğrendim hayattan . geçen zaman alıp götürüyormuş tüm anlamları. artık eskisi gibi üzülemiyormuşsun gidenin arkasından , sevinemiyormuşsun sevdiğin birinig görmeye . gitmekle gelmek arasına yerleştiriyormuşsun tüm sevdiklerini , gelen gidiyor nasılsa diyormuş aklın sana her seferinde , o nedenle uzak duruyormuşsun paylaşımlardan . her geçen sene duygusuzlaşıyormuş insan meğer. doğumgünü pastanda ki mumlardan belli değil mi zaten , belli bir yere kadar artmıştı sonra azalmaya başladı . kimse ve yani hayat isteklerini karşılayamıyorsa -pastandaki mumlar bile- o zaman senden verdiklerini geri almaya başlıyor .
ben nerden geldim bu konuya bilmiyorum . kendimi serbest bırakınca çıkıyor böyle şeyler . iş bulmam lazım . kredi kartı borcumu -kiramı-elektriği-doğalgazı-ihtiyaçlarımı ödemeliyim - tezimi bitirmeliyim- üds &ales gibi sadece 2 sene geçerliliği olan saçma sınavlardan yüksek not almalıyım - kendi derslerimi de unutmadan bir de açıköğretim var . biri bana kameranın yerini göstersin el sallıcam . hepsi şaka dimi?
halbuki benim okumak istediğim kitaplar , dinlemek istediğim şarkılar , izlemek istediğim filmler , gitmek istediğim ülkeler var . istiyor olmamaın hiç mi önemi yok? o zaman bari kandırmayın çocukken aldığınız boyama kitapları ve renkli kalemlerle . hayat bu derece renksizken neden bu kadar fazla çeşit renkli boya var ki.

Wednesday, December 2, 2009


W h a t y o u d o n ' t k n o w , w o n ' t h u r t y o u !

Friday, November 27, 2009

kavafis

tahminen 130 yıl önce yazılmış bi şiir ... yazılan elin kemiklerinden eser kalmamış bi günde .. zihnimde .. yol gösteriyor bana ..

(...)Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.

Thursday, November 26, 2009

killin'me softly

"goodbye, no use leading with our chins, this is where our story
ends,
never lovers ever friends.
goodbye, let our hearts call it a day, but before you walk away,
i sincerely want to say."

1997 yapımı 'u turn' adlı filmi izlediğimden beri dinlediğim şarkılardan biri üstten yazan 'i wish you love' Gloria Lynn . Diğeri de Peggy Lee den 'its a good day' ..

ve ben bi bayram sabahında evde - evimde yalnız oturmaktayım .. 'bayram' olduğu için değil de , aile üyelerinin hepsi biraradayken benim (evin en küçüğü) uzak olmam üzdü sanırım biraz ,beni .
. tatilde neden burda kaldım gibi sorular mümkün : tezimle uğraşmak ve kendime yeni bir ulaşmak zorundayım .

Bu arada çarşamba gecesi karaoke ye katılan ben deniz , ibrahim aşar la düet yaptım , artık gözüm açık gitmem :) ama tabi sesimi ona uydurmak zordu , kötü oldu o nedenle. ama sesimin güzel olduğunu iddia ettiğimden kulis te de erhan a ve diğerlerine (adlarını bilmiyorum) şarkı söyleyip nasıl güzel di mi , nasıl doğru söyle diyerek baskı yaptım . sonunda erhan itiraf etti : güzel ! :)) bu arada *killing me softly i söyledik .

ve gün gelir . biri sizi şöyle bi silkeler , ve aslında bi rüyanın içinde yaşadığını size hatırlatır . " bunların hepsi bi hayal , kafanda kuruyorsun ve onu yaşıyorsun , bunu yapma demiyorum sana , istediğin kadar devam edebilirsin , istediğin yerde bırakabilirsin , sadece farkında ol !"

Fonda 'u turn' soundtrackleri ..

Elimdeki kitap , (aslında Vedat Türkali - Yalancı Tanıklar Kahvesi ni okuyorum ama araya başka bir kitap soktum) Newyork seyir defteri - Buket Uzuner ..

---Kitaptan ---

*Mario Levi – Bi şehre gidememek (kitap)

*Şehir – Kavafis (şiir)

*Cat stevens – Father and son

-Gitmek , göze alabilmektir. Gitmek tehlikedir. Gitmek , merak etmektir, riski göze alabilmektir. Gitmek radikal bir değişim cesaretidir. Gitmek , kaçmak değildir. Gitmek ve kaçmak birbirine asla benzemeyen iki harekettir. Sf 23

-Gitmek lineer bir yolculuksa , dönmek olası mı?

*Bagel (beygil ) : Yahudi simidi

*Manhattan – Barnes ve Noble (kitapçı)

*Iowa Universitesi – Uluslar arası Edebiyat Programı (IWP)